Ana Sayfa / Yazarlarımız / Nermin Karlı / Herkese Merhabalar…

Herkese Merhabalar…

Herkese Merhabalar…

Her ay Engelsiz Bakış Gazetesinde bu güzel  köşede yazılarımla sizlerle olacağımı geçen sayımızda dile getirmiştim. Her ay bir engellimizin hayat hikayesinden yola çıkarak hazırladığım yazımda bu ay THOMAS EDİSON ‘a ve bir engellinin annesine yazdığı mektuba yer vereceğim.  Bu iki yazı da da insan hayatında anne rolünün ne kadar önemli olduğunu kanıtlar nitelikte…..

Ünlü bilim adamı THOMAS EDİSON da disleksi rahatsızlığı vardır.  Disleksi:  Okuma, yazma, akıl yürütme, dinleme, konuşma ve matematiksel becerilerin kazanılmasında kendini gösteren öğrenme bozukluğudur.   Thomas Alva Edison MİLAN Ohio’ da doğdu.  Yedi kardeştir ve en küçüğü Thomas Edison dur. 7 yaşındayken ailesi  ile birlikte Michigan’ da ki  Port Huron’ a yerleşti  ve ilköğretime burada başladı. Fakat başladıktan yaklaşık dört ay sonra okuldan uzaklaştırıldı. İşte Thomas Edison ‘un muhteşem hikayesi burada başlıyor.

‘’  Thomas Edison bir gün okuldan eve geldiğinde annesine bir kağıt verdi  ve  ‘ Bu kağıdı öğretmenim verdi ve sadece sana vermemi tembihledi ‘ dedi.  Annesi  kağıdı gözyaşları içinde oğluna sesli olarak okudu.  ‘ Oğlunuz bir dahi. Bu okul onun için çok küçük ve onu eğitecek yeterlilikte öğretmenimiz yok.  Lütfen onu kendiniz eğitin.  ‘’Aradan uzun yıllar geçtikten sonra  Thomas Edison ‘un annesi vefat ettiğinde,  o artık yüzyılın en büyük bilim adamlarından biriydi ve bir gün eski aile eşyalarını karıştırırken birden bir çekmecenin köşesinde katlı  halde bir kağıt buldu ve alıp açtı.  Kağıttta  ‘’ Oğlunuz şaşkın (akıl hastası) bir çocuktur. Artık kendisinin okulumuza gelmesine izin vermiyoruz…….’’ Yazılıydı.  Edison saatlerce ağladıktan sonra günlüğe şu satırları yazdı: THOMAS ALVA EDİSON KAHRAMAN BİR ANNE TARAFINDAN, YÜZYILIN DAHİSİ  HALİNE GETİRİLMİŞ  ‘’ŞAŞKIN’’ BİR ÇOCUKTU. ……

VE şimdi de bir engellinin kendi ağzıyla annesine yazdığı mektubu paylaşacağım.

MERHABA ANNE …  NASILSIN?  Ben iyiyim doğmama çok az bir süre kaldı. Ama sana söylemem gereken bir şey var. Kimilerine göre bazı eksiklerle geleceğim…  ‘’özürlü’’ diyecekler bana…  Ama  ben kimseden  ‘’özür’’ dilemeyeceğim anne… Senin dışında…  Senden şimdiden özür dilerim… Beklentilerinin hepsine cevap veremeyeceğim için.. Komşumuz çocuklarını benimle oynatmak istemediği zaman boynunu eğeceğin için… ‘’ Bana doğru düzgün bir evlat bile veremedin,’’ sesini duyarsan bir gün…  Kulağındaki her yankısı için…  Mağaza mağaza   dolaşıp bisiklet seçmenin tatlı heyecanı yerine,  Tekerlekli sandalye almanın burukluğunu sana yaşatacağım için…  Çağrılmayacağımız her aile toplantısı, bayram kutlaması, piknik için… Ya da çağrılacağın ama benim yüzümden gidemeyeceğin her toplaşma, her düzenlenen kadınlar günü için…  ÖZÜR DİLERİM ANNE… Bacaklarım güçsüz olabilir tırmanamayabilirim merdivenleri… Sakın beni taşımaya kalkma anne! Tamam engelleri birlikte aşalım yine… Ama sen elimden tutma! Bana yardım etmek istiyorsan yukarı çık ve bana ‘’gel’’ de!  Çıkamadığım için ağlayabilirim belki de.. Ama sen ağlat beni anne! Ağlasam da daha çok merdiven çıkarmalısın bana…  Yoksa asla güçlenemem… Kulaklarım iyi işitmeyebilir… Konuşmaya başlamam biraz zaman alabilir belki… Ama sen sakın suskunluğa bürünme anne! Daha çok konuşmalısın benimle! Daha çok şarkı söylemeli, daha çok kitap okumalısın bana! Yoksa asla konuşamam…  Belki bazı takıntılarım, ısrarlarım olabilir geldiğimde…  N’olur bana hayır de anne! Bana acıdığın ve beni mutlu etmek için, istediğim her şeyi yapma hatasına sakın düşme!  Lütfen ağlat beni anne! Şimdi beni ağlat ki ilerde birlikte ağlamayalım…  Yoksa asla ayakta duramam…  Belki etrafındaki insanlardan biraz farklı bir yüzüm olabilir doğduğumda…  Çok iyi görünmeyebilirim belki…  Ama sen yine güzel güzel bak bana anne!  Öyle bak ki bende aynaya baktığımda karşımda güzel bir yüz görebileyim… Yoksa asla kendime gülümseyerek bakamam… Bir şeyleri hemen kavrayamayabilir, çabucak anlamayabilirim belki….  Ama sen yine anlat bana anne!  Defalarca anlat!  Benden sakın VAZGEÇME!  Yoksa asla öğrenemem…  Son bir şey daha;  Lütfen bu satırları okurken ağlama!  Çünkü ben yazarken inan hiç ağlamadım ANNE!  BİR ENGELLİNİN AĞZINDAN YAZILAN BU GÜZEL CÜMLELER ASLINDA ÇOK ŞEYLER ANLATIYOR.

Her iki hikayede de ailenin, annenin ne kadar önemli olduğunu, toplum baskısının ne kadar fazla etkili olduğunu, ebeveynlerin ve toplumun gerçekten bilinçlendirilmesi  gerektiğini gözler önüne seriyor. Bir nebze olsun birilerine ulaşabiliyor ve bakış açılarını biraz olsun değiştirebiliyorsak ne mutlu bizlere….

Saygılarımla…

Bu habere de bakabilirisiniz

ÇOCUK VE BİZ

Neden çocukları her zaman yaftalıyoruz. Benim çocuğum Türkçe dersini yapamaz ya da İngilizceden anlamıyor veya …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir