Ana Sayfa / Gündem / SEVGİ İÇTENDİR, SİZ DIŞA VURUN…

SEVGİ İÇTENDİR, SİZ DIŞA VURUN…

NİLÜFER ÇOLAK İLE RÖPORTAJ GERÇEKLEŞTİRDİK

Dua Eden Ağaçlar, Dua Eden Balıklar,Teslimiyetle Dönen 

Semazenler…

Teslimiyetle Dönen Semazenleri, Dua Eden Balıkları, Dua Eden Ağaçları, Bilge Baykuşları Pozitif Reel Umutlarla tuvale yansıtan Nilüfer Çolak, Birbirinden farklı boyutta ve tarzdaki eserleriyle hem kolleksiyonerlerin yeni fenomeni, hem de alışılmışın dışında hediye almak isteyenlerin de ilk tercihi.

Reiki çalışmaları sırasında kendini bir tuvalin önünde görmesiyle keşfettiği ve rüyalarıyla da beslediği pozitif enerjisini, sanata dönüştüren Nilüfer Çolak, mutlu renkleri, koşulsuz sevgiyi, yeni başlangıçları, kendini akışa bırakmayı, yeniden başlamayı, büyümey,dönüşüme katkıda bulunabilmeyi, gelişmeyi, bereketi ve üretkenliği çiziyor… Halen uluslararası bir şirketin İnsan Kaynakları Departmanında da görevine keyifle devam ediyor……. 

 

Nilüfer Çolak ile yaptığımız söyleşiyi siz okurlarımızla paylaşıyoruz.

1)Öncelikle sizi tanımak isteriz. Kendinizden bahseder misiniz?

Kayseri, Uzun yaylada doğdum. Çerkez bir ailenin en küçük kızıyım. İlköğretim’den sonra İstanbul’a gelip eğitimime burada devam ettim. Katıldığım kurslar ve pedagojik formasyon eğitimlerinden aldığım sertifikalarla bir meslek edindirme kursunda öğretmenlik yaptım. Çok keyifliydi benim için. Hem yazı işlerinde çalışıyor hem de daktilo dersleri veriyordum, genç yaşta çok hoş bir deneyimdi benim için… Birkaç yıl sonra uluslararası bir şirketin (Unilever) bilgi işlem departmanında çalışmaya başladım, 7 yıl sonra  yine aynı şirketin ‘İnsan Kaynakları’ departmanına transfer oldum, halen aynı departmanda çalışmaya devam ediyorum.

2)Resim sanatı ile nasıl tanıştınız?

Resim yapmaya başlamamın  temeli yıllar önce başlayan bireysel dönüşüm yolculuğuna dayanıyor aslında. 1998’de annemin rahatsızlığı nedeniyle şifa arayışları sırasında tesadüfen Reiki (Evrensel Yaşam ve Şifa Enerjisi) ile tanıştım. Bu şifalanma süreci sadece annemin değil benim de iyileşmeme, ruhsal dönüşüm hızlandırmaya ve gereksinimim olan her şeyin yaşamıma girmesiyle farkındalığımı arttırmaya başladı. Bir süre sonra annemi kaybettim, bu ruhsal süreci anlayıp kabullenmeme rağmen inanılmaz etkilendim. Üst üste beni derinden etkileyen üzücü şeyler yaşamak kendi içime dönüp şifayı orada aramamı sağladı.

Anneme ve ortak karmamıza reiki yaparken kendimi bir tuvalin önünde oturur halde görüyordum. Reiki yaparken sanki fantastic bir film izler gibi vizyonlar görürdüm hep. O nedenle de bu tuvalin gelecekte herşeyin daha iyi olacağı konusunda bir ekran gibi düşündüm açıkçası. Mistik yanım ne kadar güçlü olsa da rasyonalize etme gibi bir tavrım da var aynı zamanda.  Bu vizyonları “Her şey yolunda, endişelenecek bir şey yok” diye yorumluyor, reiki yapmaya devam ediyordum. Sonra bu görüntüler artmaya, semboller görünmeye başladı, gözlerimi kapattığımda gözümde canlanan sembolleri kabartma yazılar gibi  parmaklarımın ucunda hissetmeye başladım. Bir an “acaba bu ruhsal bir rehberlik olabilir mi” diye geçti zihnimden. Görüntüleri izlemeye devam ettim, benzer görüntüler rüyalarıma da girmeye başladı. Gökyüzünden yıldızlar yağıyordu, dans eden semboller, ışıl ışıl yıldızlar inanılmazdı.  Reiki yaparken sembollerle çalıştığım için gözümün önünde canlanan semboller hiç yabancı gelmiyordu “acaba yeni şifa sembollerine mi uyumlanıyorum” diye düşünmüştüm. Tüm bu görüntülerin bana resim için bir ön bilgilendirme olduğu hiç aklıma gelmemişti. Çünkü hayatım boyunca resme karşı hiç yeteneğim olmamıştı, üstelik eğitimim de yoktu. Eğitim hayatım boyunca müziğe karşı daha yatkındım.

Görüntüler devam edince ruhsal rehberlik aldığıma inanarak ve kalbimi reiki ye açarak alışverişe gittim. Ne alacağım ya da  neyi nasıl kullanacağım konusunda hiçbir fikrim yoktu ama içimde müthiş bir coşku vardı. Meditatif bir durumda, hangi standın önünde durduysam, bende bir his uyandıran malzemeleri aldım. İyileşmek niyetiyle, reiki yaparak ve ellerimden o enerjinin aktığını hissederek başladım boyamaya. Tuvalin karşısına oturduğumda bedenimde değişen enerji akışı bir vecd hali yaratıyordu, müthiş bir histi. Bedenimde değişen enerji akımı, bedenimde değişen sıvı bir tür  simyaydı benim için. Acıyı sevince, olumsuzu olumluya dönüştürmeyi bilinçli bir şekilde başarmaya başladım.  Her an, her saniye gözümde semboller sanlanıyordu, bilinçli olarak  ne yapacağımı bilememekle birlikte gözümde canlanan şeyleri tuvale aktarmayı denedim. Resim yaparken ne üzüntü kalıyordu, ne kırgınlık, ne kızgınlık. Aralıksız reiki yle hem kendim iyileşiyor hem de parmaklarımdan akan enerjileri tuvallere aktardığıma inanıyordum. Çünkü gören herkesin ilgisini çekiyor, hayranlık uyandırıyordu.

Dileğim, bu resimlere bakanların kendi içlerindeki enerji ayrımsamaları, yaşamlarına aktarabilmeleri ve resimlerin onlara enerji vermesiydi. Aldığım tepkiler çok olumluydu, hatta “Beni düşün ve ne hissediyorsan öyle yap” diye siparişler almaya başladım. Açıkçası olanlara ben bile şaşırıyordum, hiç bitmeyen tatlı bir sürpriz gibiydi.  Resimlerin sayısı artınca ve dostlarımın  teşviki ile  Ekim 2004’te internette ilk sanal sergimi açtım, inanılmaz güzel tepkiler aldım.  Resim yapma isteğim, coşkum, heyecanım hiç geçmedi. Sanırım hayatıma bambaşka bir boyut katıldı ve böyle devam edecek.

3)Diğer sanat dalları değil de, neden resim sanatı?

Yukarıda da anlattığım gibi bu çok bilinçli bir seçim olmadı. Sanki olması gerekenlere izin verdim, o kanal açıldı ve su akıp yolunu bulmaya başladı. Sanatın her türüne ilgim vardır. Daha doğrusu insanın enerjisini dönüştürmesine, kendini gerçekleştirmesine katkısı olan her tür sanata hayranlık duyarım.  Resim yapmaya başlamak hayatımdaki farkındalığımı arttırdı, stresi canlılığa dönüştürmemi sağladı. En kızgın, kırgın ve üzgün olduğumda sabahlara kadar yaptığım resimlerle hem iyileştim, hem de ortaya “başkalarının deyimiyle” harikalar çıktı. “Başkalarının deyimiyle” diyorum, çünkü bir taraftan da hiç eğitim almamış, akademik alt yapısı olmayan birinin “ben resim yapıyorum” iddiasıyla ortaya çıkmasının yanlış olduğu gibi bir ön yargım vardı. Bunun bir şifalanma süreci olduğu bilinci yerleşti ve sorgulamamaya sadece enerjimi dönüştürmeye devam ettim.

Üstelik yaptığım formların da kendi içinde derin anlamları vardı, kişiye göre değişen semboller misyonunu tamamlayınca yerini yenilerine bıraktı.

4)Bugüne kadar kaç sergi yaptınız?

2004’ten itibaren 15 kişisel, 4 de karma sergiye katıldım.

5)Türkiye ‘de resim sanatına olan ilgiyi nasıl buluyorsunuz?

Son 10 yılda bile inanılmaz gelişmeler oldu. Sanat fuarlar insanların enerjilerin dönüştürmeleri için adeta motive ediyor. Sanat galerinin hızla artmaya başlaması, insanların her sergiye katılmaya çalışmaları, ailelerin çocuklarını bilinçli olarak sanata teşvik etmelerini çok saygıdeğer buluyorum. Sanatın her türü iyileştirir insanı, ister resim, ister müzik, insanın ruhundan akan ezgileri, esintileri, eserleri vücuda getirmesi enerjinin sonsuzlaşması demek benim için Bir ülkenin dönüşümünün ve güçlenmesinin sanatçıların yaratıcı potansiyelini koşulsuzca hayata aktarabilmeleriyle  gerçekleşeceğine inanıyorum..

6)En çok sizi etkileyen ressamlar kimlerdir?

Resim yapmaya başlamadan çok öncesinde de sergileri gezerdim. Özellikle yurtdışı seyahatlerimde mutlaka müzeleri ziyaret ederdim. Gustav Klimt’in eserlerine ayrı bir hayranlığım vardır. Ressamların sadece eserleriyle değil, nasıl bir ruh hali içinde yaptıkları, yaşam öyküleri de ilgimi çeker.  Ruhu olan resimleri severim, baktığımda bende iyi hisler uyandıran, bakmaktan mutlu olduğum, beni besleyen, dönüştüren, değişimi motive eden eserlerden çok etkilenirim. Enerjisini forma dönüştüren her ressama hayranlık duyarım.

7)Doğayla resim sanatını çok güzel kompozisyon etmişsiniz. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

Teşekkür ederim güzel sözleriniz için. Resimlerimde sevdiğim sembolleri çokça kullanırım, bu kendiliğinden olan birşey. Balıklar, deniz atları, yıldızlar, filler, baykuşlar ve bir de olmazsa olmaz hayat ağaçlarım. Bunları yapmaya bayılıyorum. Özellikle hayat ağaçları çok anlamlı benim için, çünkü ağacın evrensel dönüşüme katkısına inanıyorum. Her insan bir ağaç, kimi genç, kimi deneyimli, kimi coşkulu, kimi olgun, binlerce ağaç yapabilirim.

Sanki minik bir tohum ekmişcesine büyüyor meditative ağaçlarım. Öğrenerek büyüyen ağaçlar, birikimlerini hayata aktaran ağaçlar, geçmiş deneyimleriyle geleceğini aydınlatan, atalarından, köklerinden beslenerek büyüyen, dönüştüren ağaçlar… Böyle devam eder gider. Her ağacın kendi içinde uzun bir hikayesi var, ve bu hikayeyi o ağaca bakan sanatsever yazar, yansıtır. Çünkü herkes kendi enerjisini yansıtan, ona bir şeyler anımsatan ağaçların karşısında durur. Aklından çıkmaz, uzaklaşsa bile gözünde canlanmaya devam eder, bunlar benim yaşadığım deneyimler.  “Bugün biraz resim yapayım” diye oturmam hiç, başımı ne tarafa çevirsem enerjiler akmaya başlar ve bir an önce tuvalimin başına gitmek için can atarım, sabahlara kadar resim yapabilirim hiç yorulmadan ve sabah da işime giderim.

Işıl ışıl ağaçlar yapmaya, onların karanlıkta ışıldamasına bayılıyorum, enerjiyi çoğaltıyor sanki.

8) Sanatınız ile sosyal sorumluluk projelerinde yer aldığınızı öğrendik. Bu projeler nelerdir?

Daha önce de söylediğim gibi, sanat şifalandırır, sadece üreteni değil, paylaşanları da.  Enerjim başkalarının dönüşümüne katkıda bulanacak ise buna destek vermeye gönülden razı oldum hep.

2005’de Tsunami mağdurlarına destek olmak için açılan Tsunami Sanatsal Destek Karma Sergi’sine, 2006’da TESYEV yararına düzenlenen “Bir Buket Sevgi” Karma Sergisine, 2008’de KAÇUV yararına düzenlenen karma sergiye katıldım. Ayrıca çalıştığım şirket çalışanları tarafından maddi durumları iyi olmayan öğrencilere burs vermek ve destek olmak amacıyla kurulan Turuncu Şapka Gelişim Gönüllüleri derneği yararına düzenlenen kermeslere katıldım 3 kez 2006 ve 2009 yılları arasında ve resim satışlarını derneğin burs fonuna aktardım.

Yakın bir zamanda yine bir sosyal sorumluluk  projesinde görev alacağım. O zaman da sizinle paylaşmaktan keyif duyarım.

9) Türkiye’de resim sanatıyla ilgilenen kişilere neler söylemek istersiniz?

Sanatın her türü insana iyi gelir. Resim elle tutulup gözle görülebilen somut bir enerji, hele bir de içinizden gelen dönüşüm enerjisini yansıtabilirseniz önce sizi sonra da başkalarının iyileştirir. “Şifa sizsiniz, lütfen kendinize izin verin bu enerji forma dönüşsün” diyebilirim naçizane.

 10) Anne ve Babanızın vefatından sonra katlanılması zor bir sürecin içindeydiniz. Ve sanatınızın o dönemde, ruhunuzun gıdası olduğunu düşünüyor musunuz?

Genelde hayatı pozitif algılayan biri olmama rağmen o dönemde içsel olarak hep “birşeylerin eksik olduğu, yolunda olmadığı” hissim vardı. Kendimi mutsuz hissediyordumve enerjimi hayata aktaramadığım için seri halinde kazalar geçiriyordum. Biriken enerji bir şekilde kırılarak veya inciterek bedenden çıkıyordu. Hayalimde canlanan tüm olumsuzluklar gerçekleşiyordu. Ne düşünürsem başıma geliyordu ve o zaman anladım kendi enerjimle bu geri dönüşleri yarattığımı.

11)Evrensel Yaşam ve şifa enerjisi olan reiki çalışmalarınızda kendinizi bir tuvalin önünde görmenizle, gizli kalmış yeteneğinizi buldunuz… Ve ardından rüyalarınızla ilerlediniz…

Ve özel çalışmalarınızda Reiki’den ve rüyalarınızdan halen destek 

Alıyor musunuz? 

Reiki’ye ilk uyumlandırğımdan beri neredeyse 20 yıl oldu. Ve bu süre içerisinde içimdeki şifayı unuttuğum, aklımda, ruhumdan Reiki’nin geçmediği tek bir anbile olmadı.

Engelsiz Bakış Gazetesi olarak Röportaj için çok teşekkür ederiz. Son olarak söylemek istedikleriniz nelerdir?

İlginize çok çok teşekkür ederim. Gazetenizin adını çok sevdim. Fiziksel engeller aşılabilir, benim hayata bakışım “duygusal engelli olmayın”. Hayatın özü sevgi, yaşamın amacı sevgi, herşeyi iyileştiren, dönüştüren, huzura ulaştıran sevgi. Bu da başkaları sizi sevince değil, siz sevmeyi başardığınızda gerçekleşiyor. Lütfen duygusal engelli olmayın diyebilirim. Tekrar çok teşekkür ederim.

Saygılarımla…

Bu habere de bakabilirisiniz

Sinop’ta engellilere yönelik proje destek başvuruları başladı

Sinop Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü tarafından (İŞKUR) 2021/2. dönem engellilere yönelik proje destek …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir