Ana Sayfa / Uncategorized / Yaşamadan Anlamaya Çalışalım

Yaşamadan Anlamaya Çalışalım

Sevgili okurum,

Her şeyi kolaylıkla yapabildiğimiz için yapamayanlar hiç gelmez aklımıza değil mi?

Taki aynı durumu yaşayana dek. Bir yakınım yakın zamanda bir motosiklet kazası geçirdi, geçen gün ziyaretine gittiğimde şimdi engellileri çok daha iyi anladığını söyledi.  Koltuk değnekleri kullanmak durumunda kalmış “ bir merdivenin basamağını çıkmak bile bu kadar zor mu olur ? Koltuk değnekleri  kol altlarını bu kadar çok mu acıtır? “ diyordu. Bir şeyleri anlamamız için onu yaşamamız  gerekmiyor? Neden yaşamadan anlamaya çalışmıyoruz.

Kaza sonucu içinde bulunmuş olduğu durum geçici bir durum, yani bir süre sonra eski sağlığına kavuşacak. Ya kalıcı olanlar sürekli aynı durumu yaşayanlar ne yapsın?

Algıda seçicilik,

biz  yada bir yakınımız engelli  ise fark ediyoruz , dikkat ediyoruz  çevremizde sıkıntı yaşayan dezavantajlı  kesimi …

Sizinle son günlerde tanık olduğum bir izlenimimden bahsedeceğim,

Geçen gün  Metro ya bindiğimde küçük bir çocuğun iki kişilik koltuğun uç tarafında oturduğunu ve cam kenarındaki koltuğun boş olduğunu gördüm. Annesinin, onu güneşten korunsun diye başına taktırdığı şapkası  ile sonradan isminin Ali olduğunu öğrendiğim çok şirin bir erkek çocuğundan  diğer koltuğa geçmesini  rica ettim. Ali önce pek tepki vermedi bekledim, bir müddet  sonra  yan koltuğa geçtiğinde oturabildim. Karşı koltukta oturan beyefendinin bana mimik işaretleri ile bir şeyler anlatmaya çalıştığını görünce daha dikkatli baktığımda, çocuk özürlü demek istediğini anladım. Ali’nin başı öne eğik olduğu için fark etmemiştim. Sonrasında Ali ile konuşmaya iletişim kurmaya çalıştığımı gören,  Ali’ye bir vebalıymış gibi bakıp özürlü diye bana anlatmaya çalışan beyefendi de Ali’nin başını okşayarak sevgi girişimlerinde bulunmaya başladı. Sevgi bulaşıcıdır, tedavi edicidir. Karşınızdaki kim olursa olsun yaklaşım çok önemlidir. Ali’nin de bu durumdan hoşlandığını fark ettim. Yaşı genç, güler yüzlü Annesinin hemen arkamda ayakta olduğunu görünce biraz sohbet ettim. Bu durumun, küçücük bir ilginin onu da ne kadar mutlu ettiğini anlamak zor değildi.

Çoğunluk, yani toplum, yani insanlar, yani bizler lütfen böyle yapmayalım. Çok rastlıyorum yolculuğum esnasında, Down Sendromlu bir çocuğun durup dururken bağırmaya başlaması ile birlikte bütün gözlerin ona çevrildiğini ve sonrasında vah vah tüh tüh ler içerisin de acıyan gözlerle çocuğun göz hapsine alındığını.

Üzülüyor musunuz, kendinizi kötü mü hissettiniz? Uzaktan hiçbir faydanız olmaz, biraz yaklaşın, sevgi gösterin, iletişim kurmaya çalışın onları yapamıyor musunuz? Hiç değilse acıyan gözlerle bakmak yerine tebessüm edin. Bu davranış çocuğu da, aileyi de rahatlatacaktır. Çünkü, sizlere rahatsızlık verdiklerini düşündükleri için ekseriyetle dışarıya çıkmamayı tercih ediyorlar.  Bir engelli annesinin dediği gibi

“ ISIRMIYORUZ, KORKMAYIN “

Engelliler topluma entegre olamazlar, toplum engellileri arasına alır. Çünkü çoğunluk azınlığa, destek olur yol açar. Dezavantajlı kesim kendine yol açmaz, desteği  söke söke almaya çalışmaz. Çalışmamalıdır da zaten.

İletişimdeki engellerin kalkması dileği ile yüzünüzden tebessüm eksik olmasın

Saygılarımla…..

Bu habere de bakabilirisiniz

Sen de bir ah çekip
nerede o eski bayramlar
diyor musun?

Sevgili okurlarım; Her bayram olduğu gibi bu bayramda da anılar, hatıralar, gelenek ve göreneklerimiz aklımıza …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir