Ana Sayfa / Yazarlarımız / Mine Sueri / Yaşamadan Anlamaya Çalışalım

Yaşamadan Anlamaya Çalışalım

Merhaba sevgili okurlarım,

Gününüzün karmaşası arasında bir soluk olarak okuduğunuz, dinlenmeye fırsat bulduğunuz gazetemizde elimizden geldiğinde kötü haberlere yer vermemeye çalışıyoruz. Köşemde ise güncel mevzularda veyahut okunması hoş gelecek düşüncelerim hakkında yazıyorum. Ancak geçtiğimiz günlerde aldığım haber sebebiyle o kadar sarsıldım ve o kadar üzüldüm ki bu konuya değinmeden, sizlerle düşüncelerimi paylaşmadan edemeyeceğim.

Ofisimizde yine her zamanki iş günlerimizden biriydi ve çalışan arkadaşlarımızdan biri eski iş yerinden gelen bir telefon görüşmesi yaptı, tesadüfen ve tüm olay bundan sonra öğrenildi, anlatıldı. İzmir Çiğli’de ismini kendi ahlak ve etik kurallarım sebebiyle paylaşmayı uygun görmediğim bir kreş –haberlerde mutlaka ismini de duymuşsunuzdur- korkunç bir ihmalkarlık sonucu bir evladımızın, gencecik küçücük bir çocuğumuzun ölümüne sebep olmuş.

Alperen, 3 yaşında annesinin küçücük oğlu. Sabahın 8’inden akşamın 5’ine dek sıcaklığın 40 dereceleri bulduğu İzmir’de servis aracında unutuluyor. Sevgili okurlarım, bir insan böyle bir hatayı nasıl yapar? Günlerce bunu düşünmekten, kendimi Alperen’in annesi yerine koyarak öfkelenmekten, çaresizlikten ve para hırsının insanları getirdiği raddeden korkarak uyku uyuyamadım. Neden para hırsı diyorum biliyor musunuz? Olayın gerçekleştiği kreşin sahibinin eşi servis hizmetini yöneten ve dahası şoförlüğünü yapan kişi ancak insanoğlu öyle açgözlü ki, 18 çocuğumuzun bineceği servis aracıyla 40 çocuğu taşıyor. Az para harcayarak çok iş yapma, çok para kazanma çabaları ve personel eksikliği de kalitesizliği beraberinde getiriyor. Tam bu noktada içimden şunlar geçiyor, keşke sadece kalitesiz bir hizmet alsaydı bu çocuklar, keşke bir de ihmal söz konusu olmasaydı, keşke bir ticarethane değil de bir kreş işletmek olsaydı amaçları, Alperen de şimdi aramızda olabilseydi. Ancak keşkelerle bir yere varamıyoruz.

Olay bu kadar bilgiyle bile çok ama çok üzücüyken, dahasını da duyduk. Meğer iş çıkışına yakın Alperen’in yokluğu fark edilince bir panik havası sarmış ortalığı –haliyle- ve ihmallerinin yükünü hem vicdanen hem de madden kaldıramayacaklarını düşünen “yetkililer” bir hal çare düşünmüşler (!), önce Alperen’nin uyku odasında ölü bulunduğu yalanını daha sonra da bulduklarında hala yaşadığı yalanını söylemeye karar vermişler. Ve hatta, kanım donarak yazıyorum, özel bir hastaneye rüşvet bile teklif etmişler sahte rapor alabilmek uğruna. İşte bu kadar ucuz zannediliyor yitip giden gencecik bir hayatın bedeli, bu kadar kolay kaçılabilir sanıyor insanlar yaptıklarının sonuçlarından.

Burada sizlere bu beni günlerce uykusuz bırakan haber hakkında hislerimi biraz ucundan paylaşmak istedim sevgili okurlarım. Kreş işleten hocalarımız okuyorsa daha dikkatli olsunlar, henüz bebek yaşta çocuklarını okula gönderen anne babalar varsa ihmale izin vermesinler, Alperen’nin yakınları tüm acılarını paylaştığımızı bilsinler diye yazmak istedim.

Bir şeyleri kurtarabiliriz, iyileştirebiliriz, daha güzel bir yarını inşa edebiliriz umuduyla…

Mutlu kalın.

Bu habere de bakabilirisiniz

Sen de bir ah çekip
nerede o eski bayramlar
diyor musun?

Sevgili okurlarım; Her bayram olduğu gibi bu bayramda da anılar, hatıralar, gelenek ve göreneklerimiz aklımıza …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir