Ana Sayfa / Gündem / Aileler için umut olan kurum….

Aileler için umut olan kurum….

Eşrefpaşa Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi kurucularından İhsan ÇAKAR ve Mehmet Hakan ARICAN ile bir çok aile için umut olan Kurumlarını konuştuk.

Eşrefpaşa Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi kurucularından İhsan ÇAKAR  ve Mehmet Hakan ARICAN ile bir çok aile için umut olan Kurumlarını konuştuk. Özel eğitim alan öğrencilerin gelişimlerinde kurumun, amaçları, kapsamı, işleyişi, öğretmen ve aile desteğinin önemi, üzerine  röportaj gerçekleştirdik,  ilginize sunuyoruz.

 

Diana: Kurumunuz ne zaman açıldı?

 

İhsan Bey–Kurumumuz 2007 yılında özel eğitim hizmeti vermeye başladı. Yaklaşık 10 yıllık bir geçmişimiz var. Program olarak zihinsel engelliler programımız ve özgül öğrenme programımız var. 10 yıldır iyi bir hizmet verdiğimizi düşünüyoruz bu alanda.

 

Diana: Rehabilitasyon Merkezlerinin amacı nedir?

 

İhsan Bey–Engel grubuna göre bu, farklılık arz eder, bizim hizmet verdiğimiz engel grubu zihinle ilgili,  burada çocukların bu engelini eğitimin desteğiyle aşabileceğimizi düşünüyoruz.

Eğitim verdiğimiz öğrencileri, başarı sağlayarak sistemin dışına çıkarabildik dolayısıyla buradaki hedefimiz engeli eğitimle aşmak. Bunu başardık mı ?

Kayıtlı öğrencilerimizin sayısından daha fazla sayıda, bu çocukları sistemin dışına başarı ile çıkara bilmişsek demek başarılıyız demektir.

 

Diana : Öğrenci ve Öğretmen sayınız kaç?

 

İhsan Bey — 240’a yakın öğrencimiz var. 14 öğretmen var psikolog ve idareciyle beraber. Toplam 26 çalışanımız var.

 

Merve Hanım : Bu kadar öğrenciye 14 öğretmen yeterli geliyor mu ?

 

İhsan Bey– Tabi. Biz burada sadece destek eğitimi veriyoruz.

 

Merve Hanım: Sınıfta öğrencilere birebir ders veriyor musunuz?

 

İhsan Bey –Birebir ders veriyoruz bu yetiyor. Çünkü  öğrencilerin bireysel ders saat sayısı ayda 8 saat dir. Dolayısıyla yetiyor, grup varsa 4 saat grup eğitimi alıyorlar bu konuda mevzuat ve yasalara göre de uyuyor.

 

Diana: Rehabilitasyon Merkezlerinden yararlanmak için istenen belgeler nelerdir?

 

İhsan Bey–Engelli olduğuna dair hastane raporu ve Milli Eğitime bağlı Rehberlik ve Araştırma merkezinde “Destek Eğitimi alabilir” diye rapor alınmalıdır.

 

Diana: Ülkemizde Rehabiilitasyon Merkezlerine duyulan ihtiyaç ne durumdadır?

 

İhsan Bey–Toplum nüfusu ile paralel olarak hep ihtiyaç vardır. Tıpkı okullar gibi düşünün, yani nüfus arttıkça ihtiyaçta artıyor.

 

Diana: Rehabilitasyon  Merkezleri hangi engelli gruplarına yer vermektedir?

 

İhsan Bey– Zihinsel ve Özgül öğrenme

 

Diana: Rehabilitasyon merkezlerinde engelliler hangi özelliklere göre sınıflandırılır?

İhsan bey– Zihinsel ve Özgül öğrenme. Zihinsel kendi içinde 3’e ayrılıyor; Hafif,orta ve ağır

 

Diana: Engellilere ne tür programlar uygulanmaktadır?

 

İhsan bey– Rehberlik ve araştırma merkezi ihtiyacını belirliyor. Öğrenciye hangi program uygulanacağına dair bir yol haritası çiziyorlar. Onun dışında da BEP komisyonumuz  var. Bireysel Eğitim Programı kişiye özel uygulama. Burada BEP komisyonumuzla değerlendiriliyor. İlaveten ihtiyacı olan şeyleri de öğrencinin ihtiyacına göre ekliyorlar. Tamamı ile her öğrenciye özeldir bu program. Normal diğer eğitim sisteminde yok. Kişiye ait bir program. Mesela; okulda 30 kişilik bir sınıfta, tek program var biri hızlı algılıyor, biri yavaş algılıyor, biri dinlemiyor diye bir şey yok. Tek program var.

 

Diana: Ortalama tedavi süresi ne kadardır?

 

İhsan Bey– 2 ila 5 yıl ortalama. Bir yılda mezun olanlarda var.

 

Diana: Rehabilitasyon Merkezlerinde öğrenciler ne tür eğitim almaktadırlar?

 

İhsan Bey–  İzmir’de özel eğitim formatörü Hakan hocama soralım. Bu Konuda daha çok bilgi sahibi bir eğitmen.

 

Hakan Bey– Zihinsel engelliler destek eğitim programı çerçevesinde eğitim hizmetlerimizi sürdürüyoruz. Bunlar Rehberlik araştırma merkezlerinden almış oldukları raporlarla bir eğitim planı ortaya çıkıyor, eğitim planı içerisinde de o çocukların 9 tane modül içerisinde hangi modüllerin eğitimini  vermemiz gerektiğini  belirtiyorlar bize. Örneğin; özel öğrenme güçlüğü destek eğitim programına tanısı konan öğrencimize genelde Türkçe, Matematik ve okumaya hazırlık becerileri üzerinde eğitim vermeye başlıyoruz. Yıl sonunda  performans kayıt tablosu adı altında öğrencimizin gelişim durumunu Rehberlik ve Araştırma  merkezine resmi yollarla iletiyoruz. Okullarda da  eğer kayıtlı olduğu bir devlet okulu varsa, bu sefer o okulda bireysel gelişim raporu hazırlıyor. Bireysel gelişim raporu Performans kayıt tablosuyla birlikte Rehberlik araştırma merkezine raporun yenilenip yenilenmeyeceği konusunda tekrar destekliyor. Bunun sonucunda da rapor yenileniyorsa eğitimine 2. yıl tekrar devam ediliyor. Bu şekilde tabi hastanenin koymuş olduğu tanıyla Rehberlik ve araştırma merkezinin koymuş olduğu tanı paralel olması lazım. Yani aralarında bir farklılık olmaması lazım. Çünkü  iki kurumda WISC-R testine göre sonuçlarını yazıyor.Yani referans kaynağı WISC-R. Tabi yaşına ve özgül durumuna göre.

 

Diana: Rehabilitasyon Merkezlerine en çok hangi engelli grupları başvurmaktadır?

 

İhsan Bey– Zihinsel engelliler

 

Diana: Rehabilitasyon Merkezlerindeki öğretmen ne tür eğitimlerden geçerler?

 

İhsan Bey– Öğretmenler bu alanda ihtisas sahibi olan insanlardır, ya zihinsel engelliler okulundan mezundurlar, yada öğretmendir bu alanda sertifika sahibidir,  ya çocuk gelişim uzmanıdır,  ya okul öncesi öğretmenidir veya psikolog dur.

 

Diana: Rehabilitasyon Merkezlerinde işe alınan öğretmenlerde dikkat edilen özellikler?

İhsan Bey– Özel öğretime gereksinim duyan çocuklara karşı sevgi beslemesi 1. kriterimiz. Sonrasında kendi alanında donanımlı ve deneyimli olması, görev ve sorumluluğunu biliyor olması ve ekip ruhuna uyması.

 

Diana: Eğitim veren öğretmen en çok kaç öğrenci ile ilgilenebiliyor?

 

İhsan Bey– Milli eğitim bunun sayısını belirlemiş minimum 16.

 

Zafer Bey– Toplam haftada 40 saat  derse girebiliyorlar. Her öğrenciye ikişer saat bireysel eğitim veriyorlar. 20 öğrenci ile  bireysel eğitimi tamamlıyorlar.

 

Diana: Ailelere psikolojik destek veriyor musunuz?

 

İhsan Bey– Biz aynı zamanda aile eğitimi de veriyoruz. Bu konuda özellikle kurumun psikoloğu öğrencilere nasıl yaklaşılması gerektiği konusunda ailelere eğitim veriyor. Bunun dışında bütün öğretmenlerimiz  bu konuda velilerimizi bilgilendiriyorlar.

 

Diana: Ailelerin devletten talep ve şikayetleri nelerdir?

 

İhsan Bey– Talepleri her zaman vardır. Devlet  büyük  oranda  karşılıyor.

 

Diana: Rehabilitasyon Merkezlerinde tedavi olan engellilerin ücretinin ne kadarını devlet karşılıyor?

İhsan Bey– Biz  sadece devletin verdiği ücreti alıyoruz, velilerden ekstra bir ücret almıyoruz.

 

Diana: Ne tür denetimler yapılmaktadır? Denetimleri yeterli buluyor musunuz?

 

İhsan Bey– Denetimler 3 türlü. 1’incisi ,Biz kendi içimizde denetim yapıyoruz.

2’ncisi Kurum, velilerin denetimine sürekli açık

3’üncüsü de Milli eğitim periyodik olarak zaten denetimi yapıyor.

 

Diana: Yakın zamanda, Okul servisinde havasızlıktan ölen Alperen hakkında düşünceleriniz nelerdir? Bu tür sorunlarla karşılaşmamak için ne gibi önlemler alıyorsunuz?

İhsan Bey– Bildiğim kadarıyla oradaki kurum sahipleri eğitimci değiller.

 

Merve Hanım: Ben bu okulda çalıştım, okuldan 2 yıl önce ayrıldım. Ben orda çalışırken böyle bir sıkıntı hiçbir zaman yaşanmadı. Nedeni de sizin de dediğiniz gibi aldığınız personele, aldığınız öğretmene, sevgisine, işleyişine dikkat edeceksiniz. 3-5 kuruşa öğretmen çalıştıracağım diye eğitimi düşük insanlarla çalışmayacaksınız. Ben orda çalışırken bende servise çok çıktım servis öğretmeni olmadığı için servise çıkarıldım. Orada servise çıktığımız zaman, önce listeyi sabah servisinde kim varsa liste yapılır, akşam serviste kim varsa liste yapılır, çocuklar tek tek servise alınırken liste kontrol edilir. öğretmen çocukları 3 yaş 5 yaş 6 yaş sınıflara dağıtır, dağıttıktan sonra her öğretmen, yoklamasını anında alır. Aldıktan sonrada ki zaten siz daha yoklamayı almadan çocuğunuzu biliyorsanız kahvaltıda kimin olup olmadığını fark ediyorsunuz, ama bu duyarlı bir öğretmenin işidir tabiî ki.

 

Hakan Bey– Şimdi kurumsal kimlik çok önemlidir. Bizim de bu kurumu kurduğumuz zamanki en temel prensibimiz, bu kurumu yarına taşımak oldu.Yani kurumun ismini verirken de semtin ismini vermeyi düşündük. Tabi kurumsal kimlik demek aslında sorumluluğu çok olan anlam taşıyor. Buradaki çalışanlar İhsan hocamında söylediği gibi alana hakimiyetten önce çocuk sevgisinin olması gerekiyor.Yani çocuk sevgisi de şundan kaynaklanıyor, siz kendi çocuğunuzu nasıl seviyorsanız diğer çocuklardan hiçbir farkı yok anlamına gelir.Şimdi bizim çalışanlarımızı motive ederken özellikle yardımcı personeli motive ederken bu şiarla yola çıkıyoruz. Yani oradaki çocuğun eğitim hakkı  kadar, götürülüp getirilişi de  en az eğitim hakkı kadar dikkate alınması gereken bir unsurdur. O sebepten dolayı yaklaşık 11 yıldır çok şükür bu kurumun başına insanları mağdur edecek hiçbir durum gelmemiştir.

 

Merve Hanım: Peki siz servis ile ilgili nasıl önlemler alıyorsunuz?  Servis öğretmeniniz mi var, servis annesi mi ? Yanlış anlamayın şimdi özel eğitimle anaokulu  çok farklı anaokulundaki çocuğu servise oturtup emniyet kemerini bağladığınız zaman herhangi bir sıkıntı olmuyor, ama özel eğitim çocukları  servisçiye, öğretmene müdahale edebiliyorlar, onlarda daha farklı bir gözlem olması gerekiyor. Bu anlamda sizin ne gibi çalışmalarınız var ?

 

İhsan Bey– Şoförlerimiz trafikte ve sürücülükte oldukça uzmandırlar. Her servisimizin rehberi vardır. Bir bayan mutlaka var. Bunlar sürekli hizmet içi eğitimden geçiriliyorlar. Dolayısıyla çocuklara nasıl davranılır, nasıl dikkat edilir bunu biliyorlar. Servislerimiz de genellikle sıfır  ve donanımlı araçlardır. Elinden geleni en iyi şekilde yapıyorlar.

 

Merve Hanım: Servis boşaldıktan sonra kontrol ediliyor mu?

 

İhsan Bey– Kurum müdürüne mutlaka bilgi veriliyor. Gelen, gelmeyen. Gelmeyen neden gelmedi diye aile ile  telefon görüşmesi yapılıyor ve öğretmen sınıfta öğrenciyi bekliyor. İlk önce kurum müdürüne bilgi veriliyor. Liste de programda gelmeyen öğrenci varsa, sorun varsa, hastaysa, şu veya bu nedenden dolayı gelmeyen öğrencinin gelmeme nedeni  öncelikle Kurum müdürüne  sonra öğretmene bilgi veriliyor. Dolayısıyla birinin gözden kaçıracağı bir şey değil. Kurumumuzda 3’lü, 4’lü denetim sistemi var.

 

Diana: Rehabilitasyon Merkezlerinde sıkça yaşanan sorunlar nelerdir?

 

İhsan Bey—Öncelikle öğrencilere hizmet vermemiz için, gerekli olan 2 rapor var, Hastane ve Ram raporu. Biz bu iki rapordan dolayı sorun yaşıyoruz. Bu raporlar 3-4 ayımızı alıyor, yani özel eğitime ihtiyaç duyan bir çocuğu kaydedebilmemiz için 3-4 aylık bir süre geçiyor. Bu 3-4 ay süre içerisinde bu çocuk eğitimden mahrum kalıyor. Ve kayıtlı öğrencilerimizse, biz eğitime devam ediyoruz bunun ücretini alamıyoruz. Bu da 2. mağduriyet yaratıyor en büyük sorunumuz şu an bu

 

Diana: Raporlar kaç senede bir yenilenmektedir?

İhsan Bey– Yılda bir

 

Diana: Kaynaştırma eğitimi hakkında ne düşünüyorsunuz?

 

Hakan Bey– Şimdi kaynaştırma eğitimi uygulaması 1998 yılında yaygınlaştı. Ülkemize kaynaştırma eğitimi 1975 yılında girdi. 1991 yılında da yönetmeliklerde yer almaya başladı. 1991 yılında BEP yapılması zorunluluğu doğdu şu an konuştuğumuz BEP  konusu 1991 yılından beri aslında yönetmelikte yer alması gereken bir konuydu. Bireyselleşmiş eğitim programı kişiye özel düzenlenen onun ihtiyaçları doğrultusunda  uygulanması gereken bir program. Kaynaştırma eğitim uygulamaları da, okullarımızda çocuğun aynı sınıfta yaşıtlarıyla birlikte eğitim almasını sağlayan yasal bir zorunluluk haline getirildi.

1965 yılında Kanada da ilk uygulamalar başlıyor. Bu çocukları, özel gereksinimli bireyleri aynı okulda topluyorlar. Yani işitmesi, görmesi, zihinseli, ortopedik engellisi olan bütün grupları aynı okulda, eğitim ortamına katıyorlar. 15 yıllık bir incelemeden sonra bakıyorlar ki çocuklarda hiçbir iyileşme olmuyor. Biliyorsunuz rehabilitasyon demek iyileşmek demek. Türkçede güzel bir atasözümüz var diyor ki ” üzüm üzüme baka baka kararır” çocuklar  birbirlerine baktıkları için öykünme taklit imkanını bulamıyorlar. Ondan sonra 1980 yılında bu ilk defa kanada da başlıyor çalışmalar, Bunların akranlarıyla ama engelsiz olan akranlarıyla birlikte olmasına karar veriliyor. Yani kaynaştırma eğitim uygulaması bu fikirle ortaya çıkıyor. Bu fikrinde faydası ne oluyor çocuk, özel gereksinimli bir birey, 1 A sınıfında okumaya başlıyor, çevresindeki insanlara bakıyor ve bunlara öykünüyor. Yani diyor ki bende Ali gibi olabilirim , Ahmet gibi olabilirim. Ali ve Ahmet’de bu çocuğun varlığının farkına varıyorlar. Yani aslında bir anlamda farkındalık yaratmak.

 

Merve Hanım: Ama şöyle bir şey de oluyor hocam, normalde ağır derecede zihinsel olan bir çocuk kaynaştırmaya alınamıyor. Çünkü sınıftaki düzen karışıyor. Mesela benim sınıfımda 2 si ağır dereceli 25 tane çocuğum vardı. Özel eğitimli kaynaştırma eğitimi için almıştık. Bir süre sonra özel eğitimli çocuğumun yaptığı hareketleri normal çocuklarım taklit etmeye başladı. Ve bundan dolayı biz velilerden tepki almıştık. Benim size sormak istediğim şu aslında. Bu çocuklar kaynaştırma eğitimi alırken normal orta derece bir düzeyde olması  gerekiyor ki iyi durumda olan çocuğu asıl o taklit etsin. Kaynaştırmanın anlamı bu değil midir?

 

Hakan Bey– Şimdi tabi güzel bir noktaya  temas ettiniz. Aslında burada uzmanlık gerekiyor. Nerde uzmanlık gerekiyor? Şimdi yasa yönetmelik diyor ki; normal kreş çağına gelmiş ya da okul öncesi eğitim çağına gelmiş çocuğun tuvalet eğitimi kazanmasa dahi siz onun kaydını almak zorundasınız. Pratiğe gelelim, pratikte buna çok fazla uyulmuyor demiyor ki; annesi sende bekle burada, tuvaleti geldiği zaman sen müdahale edeceksin. Bakın yönetmelikte hiçbir problem yok aslında, şimdi devlet hastanesine gittiğiniz zaman, hastasınız zaten, “yakınınız olmadığı zaman siz hiçbir şekilde tedavi olmayacak mısınız” anlamına geliyor? Öyle bir şey yok. Devlete teslim oluyorsunuz orda hastanede oradaki hemşirenin görevi zaten size bakmaktır. Değil mi? Tuvaletinizi yaptıracak, sağlık ihtiyacınız neyse onu giderecek. Şimdi eğitim kurumlarında buna çok fazla aslında dikkat ediliyor ama yapılması gerekeni ben size söyleyeyim. Şimdi öncelikle tanıya bakılacak yani çocuğun tanısı nedir? Özel de biraz kar zarar hesabı yapıyor. Yani diyor ki ben bu öğrenciyi alırsam diğerlerini kaybedebilirim. Ama her insanın eğitim hakkı var. Anayasamızın 40. maddesi bu çocuklarla ilgili gerekli tedbirler alınmalıdır diyor. Şimdi nasıl bir tedbir alacaksınız? öncelikle tanısına bakacaksınız, tanısına uygun personeliniz var ise ne mutlu size. Hem çocuk için hem kurum için.Yok ise destek alacaksınız

 

Merve Hanım: Sınıfta engelli bir çocuk bulundurulduğu zaman yanında en azından 2 tane  yardımcı öğretmen olması gerekir ki, çocuklarla sıkıntı yaşanmasın. Kaynaştırma eğitimi almak için çocuğun derecesi ne olmalı? Ağır dereceli zihinsel engelli olan bir çocuğun tek başına bir öğretmene verilmesi doğru mu ?

 

Hakan Bey–  Zihinsel engelliler destek eğitim programına baktığımız zaman, o çocuğun bir eğitim planı var değil mi? O eğitim planında yer alan çalışmaları siz sürdüreceksiniz. Bakın bizim kurumda orta düzeyde öğrencilerimiz var. Biz onların bir köşede oturup ya da bir odada oturup seansı sonlanana kadar ona izin vermiyoruz. Öğretmen başında yapabileceği uygulamalar ne ise onları yapması gerekiyor. Grup veya bireysel fark etmiyor aynı uygulamalar yani kurumu gezdiğinizde de görürsünüz bizim grup eğitim odamız zengin araç gereçlerle de, hemen hemen İzmir’de en  çok materyale sahip olan kurumlardan bir tanesidir burası. 11 yıl içerisinde ilk kurulduğu günden bu güne, ben eğitim materyalleriyle donatılması için elimden gelen bütün çabayı sarf ettim. En son geçen hafta kurum müdürümüz Zafer bey bana dedi ki hocam güzel 2 tane kitap var, kendisine hemen kuruma kazandıralım dedim. Bakın bizim elimizde kitaplar var, okuyoruz. Çünkü kendinizi geliştirirseniz bu çocuklara fayda olur. Bir saat önce doğru bildiğiniz bir şey şuan doğru olmayabilir. Bunu da Türkiye nasıl anlıyor size ironik bir şey söyleyeyim “Ya düne kadar yumurta bize zararlı diyorlardı bu gün yararlı diyorlar” Türkiye yeme içme konusunda bunu biraz daha çok aklında tutuyor ama bence pozitif bilim sürekli ilerliyor. Dün doğru bildiğiniz bir şey bu gün yanlış olabiliyor. O yüzden betinde yer alan çalışmaların mutlaka yapılması lazım. İki tarafında doyum alması lazım bu ilişkiden. Yani bir danışan ve bir danışman, bir öğretmen bir öğrenci. Dediğim gibi iyi bir tanı, doğru bir tanı,  çocuklar ile ilgili alınmış bir tanı. Mesela beni bazen arıyorlar, merkezlerden soruyorlar “hocam ne yapabiliriz otistik bir bireyimiz var”. “Onun gidebileceği daha iyi kurumlar var” diyorum. Yani, çocuk sizde çok faydasını göremeyebilir. Hem siz çocuğa gerekli eğitimi veremezsiniz, hem de çocuk istifade edemez. Yani iki olumsuz bir araya geldiği zaman olmuyor. Yönlendirmelerimiz oluyor,  bu konuda ihtiyaç duyan kim varsa arayabilirsiniz, sorabilirsiniz.

 

Merve Hanım: Rehabilitasyon Merkezlerinde Özel Eğitimlerde çalışma yapıyoruz bireysel olarak yada grup olarak. Mesela örnek gösteriyim diş fırçalamak yada tuvalet eğitimi gibi. Bu çalışma öğretmen ve aile arasında devam ediyor mu, yani o alışkanlık o çocuğa okulda kazandırılmaya çalışılırken, evde de kazandırılmaya devam ediliyor mu?

 

Zafer Bey—Tabi ki yani sadece diş fırçalamayla veya yüz yıkama değil, hani çocukların  tuvalet becerilerinin  kazandırılması için tablolarımız, grafiklerimiz var.  Burada öğretmenlerin tuttuğu çok fazla küçük çoçuğumuz yok ama bildiğim kadarıyla down sendromlu iki öğrencimiz var özellikle birinin  çiş kaçırma problemi vardı onu halletdiler. Aileler de evde destek veriyorlar.

 

Merve Hanım: Yani çalışmalara evde de devam edebiliyor öğrenciler?

 

Zafer Bey– Tabi zaten o olmazsa verimde olmaz. Yani bir bütünlük sağlanmalı. Yoksa yaptığımız çalışmaların bir çoğu havada kalır. Sadece bunlar için değil aslında yaptığımız bütün çalışmalar için tekrar şart. Zaten evde tekrarı olmayan çocuklarla başarımız çok düşük, unutulma  ihtimali çok fazla,  zaten gelen çocukların bir çoğunun problemi bu.

 

Hakan Bey–  Eğitimin  üç tane bileşeni, Üç saç ayağı vardır. Biri okuldaki öğretmeni, biri evdeki anne babası ebeveyni, biri de  özel eğitim desteği alıyorsa, özel eğitim kurumundaki öğretmeni. Bunların bu üçgenin,  koordineli çalışması lazım. Eşrefpaşa özel eğitim merkezini, yıllardan beri diğer kurumlardan ayıran, diğerleri yapıyorlarsa onları tebrik ediyorum ama biz yıllardan beri bu üçgeni oluşturmaya çalışıyoruz. Yani üç bileşen bir biri ile koordinasyon halindeler. Çocuk bu şekilde kafa karışıklığına yol açmıyor. Sınıf öğretmeni, kurumdaki öğretmen iletişime geçiyor, hangi uygulamayı yapalım BEP üzerinde konuşuyorlar, mutabık kalıyorlar, bu bilgi aileye gidiyor. Aile de kendi üstüne düşen sorumluluğu evde yerine getiriyor. Hani biraz önce dediniz ya diş fırçalama burada öğretiliyor , yani evde uygulanmasa kalıcı hale gelir mi? Gelmez. Temel nokta, bizim onunla birlikteliğimiz sürelidir okuldaki öğretmenin onunla birlikteliği sürelidir. Çocuğunuz 1. sınıfa başladı, 4 yıl sonra mezun olmayacak mı ? olacak. Bizdeki rapor süreci ne kadar 1 yıl, 1 yıl sonra bizden de ayrılabilir ama ailesiyle büyük bir ihtimalle yaşam boyu  beraberdir. Bu bilgilerin rafine bilgilerin anne babaya verilmesi en sağlıklı olandır. Amacımız aileyi eğitmek, çocuk üzerinden yapıyoruz bunu.

Merve Hanım: Bize vakit ayırdığınız için ve gayretlerinizden dolayı size teşekkür ediyorum.

Hakan bey– Biz teşekkür ederiz. Buraya geldiğiniz ve bize bu fırsatı verdiğiniz için…

 

Eşrefpaşa Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi işlerinde uzman  iki kurucusu tarafından açılmış, fazlasıyla eğitici ve doyurucu son sistem materyallerle donatılmış. Koridorlar, sınıflar, grup sınıfları her şey düzenli ve sistematik işlemekte. Çocuklara sabah kahvaltısı ve çocuğun durumuna göre ara öğün verilmekte. Eğitimlerinde sadece İzmir ile sınırlı kalmayıp Almanya, Hollanda, İtalya gibi yurtdışı meslek ve spor gezileri düzenleyen ve aktivitelerde fazlasıyla yer alan, engelli kavramını bilip hakkını sonuna kadar veren bir kurum.

Kurumdan eğitim almış iki öğrencileri iş kur da, bir öğrencileri de adliye de çalışmakta.

Eşrefpaşa Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi’nin başka kurumlara örnek olmasını temennisiyle….

Bu habere de bakabilirisiniz

Sinop’ta engellilere yönelik proje destek başvuruları başladı

Sinop Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü tarafından (İŞKUR) 2021/2. dönem engellilere yönelik proje destek …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir