Ana Sayfa / Yazarlarımız / Nermin Karlı / Stephen Hawking’in yazdığı o yazı

Stephen Hawking’in yazdığı o yazı

Herkese  Merhabalar…..

Her ay ünlü bir engellinin hayat hikayesinden  yola çıkarak hazırladığım yazımda bu ay Stephen Hawking ve bir engellinin yazdığı yazıyla sizleri buluşturacağım.

Büyük bir bilim adamı olarak kabul edilen  çağımızın dehası İngiliz fizikçi  Stephen  Hawking,  Newton ve Einstein ‘den sonra dünyaya  gelen en iyi fizik adamlarından biridir.

Stephen Hawking ‘e 21 yaşındayken tedavisi mümkün olmayan Amyotrofik  Lateral Skleroz ( ALS ) hastalığına yakalandı. Bu hastalıkta beyin sağlam kalmasına rağmen tüm vücut çöker. Doktorların birkaç yıl ömür biçmesine rağmen elli yıla yakın zamandan beri yaşam mücadelesine bilimsel çalışmaları ile devam etmiştir. 1985 yılında sesini de kaybeden Hawking, tekerlekli sandalyesine yerleştirilmiş, yazıları sese dönüştürebilen bilgisayarı  sayesinde insanlarla iletişim kurabilmiştir. Başarı kültüründe ‘’ beynin sağlam ise vücudunun neresi engelli olursa olsun, başarıyı yakalarsın’’ inancı adete Hawking de anlam bulur.

Ve şimdi de bir engellinin  yazdığı yazıyı sizlerle paylaşacağım…

Ben konuşamayan çocuğum sık sık gözlerinden okuyorum bana duyduğun acımayı…

Ne kadarının bilincinde olduğumu anlamaya çalıştığını  da görüyorum. Mutlu musun? Üzgün müsün?  Tedirgin misin?  Endişeli misin? Sabırlı mı? Sabırsız mısın? Sevgi ve heyecanla mı dolusun yoksa sadece görevini mi yapıyorsun? Çok şeyin farkındayım. Kendi hüsranlarımın çok daha büyük olduğunu bildiğimden, senin gibi  kendimi ve gereksinimlerimi ifade de edemediğimden, düş kırıklıklarına hayret ediyorum. Benim bazen tamamen bütünleşen yalnızlığımı kavrayamazsın bile. Ben sana gülüşülüp tekrarlanmak istenecek şirin sözlerle, zeki söyleşilerle gelemiyorum. Senin gündelik sorduğun; iyiliğim, dünyam yada gereksinimlerim ile ilgili sorularına cevap veremiyor, yorumlar yapamıyorum. Kendine kredi verebileceğin dev gelişim adımlarını atarak, dünyanın standart ölçüleriyle tanımlanmış cinsten kazançlar getirmiyorum. Bildiğin, öğrendiğin şekilde bir anlayış değil benim getirdiğim. Benim sana verebileceklerim çok daha değerli…  ben sana olanaklar veriyorum. Benim değil, kendi karakterini tanıman için…  Sevginin, sabrının, değerlerine bağlılığının, yeteneklerinin derinliklerine inebilmen ve tahmin edebileceğinin ötesinde kendi ruhunu keşfetmen için olanaklar getiriyorum. Kendi başına alacağın yoldan çok daha ötesine sürüp gidebilmen, cevapları olmayan sorulara cevap arayışıyla uğraşman, OLGUNLAŞMAN için yönlendiriyorum seni…

Ben yürüyemeyen çocuğum…  Dünya yanımdan geçip gidiyor, sen gözlerimden okuduklarınla başka çocuklar gibi oturduğum yerden kalkıp koşmayı, oynamayı istediğimi biliyorsun. Size verilmiş şeyleri ne çok hafife alıyorsunuz. Raftaki oyuncaklara uzanmak istiyorum, tuvalete gitmem lazım, yine çatalımı düşürdüm… Tüm bunun gibi şeyler için yardımınıza muhtacım. Benim size en büyük hediyem; omurunuzun, bacaklarınızın sağlam oluşundan, kendi becerinizle yaşayabilmenizden dolayı ne şanslı olduğunuzu görmenizi sağlamak. Bazı insanlar beni görmeyip geçiyorlar. Ben ise her zaman onları fark ediyorum. ‘’Kıskançlık ‘’ değil benimkisi  ‘’özenmek’’… Ayağa kalkmak, bir ayağı öbürünün önüne koymak, bağımsız olmak özentisi. Ben size UYANIŞ getiriyorum. Yürüyebilmenin hikmetini görüp ŞÜKRETMENİZİ hatırlatıyorum….

Ben zihinsel engelli çocuğum…  Beni dünyanın cetveliyle ölçersen kolay öğrenmiyor olduğum apaçık. En iyi bildiğim şey basit ve küçük şeylerden alınabilecek bitmeyen mutluluk… Ben sizin gibi dev adımlar atmanın uğraşı ve çekişmeleriyle yüklü yaşamıyorum. Benim size hediyem yaşamdan bir çocuk gibi zevk alma özgürlüğünü tanımanız. Kollarınızın beni sarmasının ne büyük anlamının olduğunu göstermek. Size SEVGİ vermek. Ben size SADELİĞİN hediyesini getiriyorum.

Ben engelli çocuğum… Bana fırsat tanırsanız sizin öğretmeninizim. Hayatta nelerin önemli olduğunu öğretebilirim. Kayıtsız şartsız sevgi verebilirim size de vermesini öğretebilirim. Ben size masum güvenimi ve bağımlılığımı verebilirim. YAŞAMIN NE KADAR EŞSİZ DEĞERDE OLDUĞUNU ve sizin sahip olup da kıymetini bilmediğiniz ne çok şeyle zengin olduğunuzu öğretebilirim. Ve çok daha önemlisi; UMUT ve İNANCI öğretebilirim…

 

SAYGILARIMLA

Bu habere de bakabilirisiniz

ÇOCUK VE BİZ

Neden çocukları her zaman yaftalıyoruz. Benim çocuğum Türkçe dersini yapamaz ya da İngilizceden anlamıyor veya …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir