Ana Sayfa / Yazarlarımız / Kerem Önal / Yaşamaya Bügünden Başlayın

Yaşamaya Bügünden Başlayın

Şehrin ışıkları söndüğünde canlanır tüm kurgular ve ard arda sıralanır günü geçmiş senaryolar.

Bu insanın fıtratında vardır. Erteleriz; işimizi erteleriz, sevincimizi, üzüntümüzü ve hatta yaşamayı erteleriz. Ne zaman ki ışıklar söner, gökyüzünün o tarifsiz maviliğine hasret gece başlar . Ne zaman ki artık atılacak adımların sonuncusuna gelmiş ve kapıyı arkadan kapatmış oluruz. O zaman bir bir serilir önümüze ertelediklerimiz. Tabii ki tekerrürden ibarettir biriktirdiğimiz hikayelerimiz. Ve biz hep geceyi bekleriz.

ERTELEMEYİN !!!

Sevgili okuyucularımız. Bu yazımı hayatım boyunca aldığım en güzel dersin tecrübesi üzerine sizlerle paylaşmak istedim. Hayattaki en büyük pişmanlığınız yaşamınızı ve yaşamınıza renk katan enstanteneleri ertelemekten kaynaklanır. Geri kalan her şeyi telafi edebilir ya da geri getirebilirsiniz . Ancak geçen zamanı asla bir daha yerine koyamazsınız. Yaşam koşullarınız ne olursa olsun , yaşadığınız sürece varlığınızın anlam kazanması ve geçen zamanın sadece çöpe giden bir takvim yaprağından ibraret olmaması için, yaşamak için şehrin ışıkları sönmeden harekete geçin.

Sizlere ertelenmiş yaşamımın sükûta ermiş gecelerinden birinde satırlara döktüğüm bir yazımla veda etmek istiyorum.

…….

Adam zihnini ömrünce hizmetine âmâde sanarken, uzun zamandır ondan ırak ve ruhen bitap buldu benliğini. Durdu, gözlerini çok uzaklara mıhladı. Önce aradığını bulmuş bir mucit gibi gözbebekleri büyüdükçe büyüdü . Bir an başka alemlere geçmiş gibi hissetti . Etrafındaki kimseyi farketmeden uzun zamandır yapmadığı birşey yaptı. Düşündü!  Bir çocuğun rüyasında gökyüzünde yere hızla düşüyor olduğunu görmesi gibiydi herşey. Başlangıcı ve sonu yoktu bu düşün . Bir anlık boşluk ve düşüş. Ardından silkelendi, gözlerini ovuşturdu. Bu rüya değildi, ancak gerçekte olamazdı. Araf denen alem bu olsa gerekti. Düş ile gercegin tam ortası. Varlık ve yokluk arasında sıkışıp kalma. Oysa yaşadığını sanan büyük bir kısım da varla yok arası değil miydi. Arafa sürüklenen neslin son temsilcilerinden biri olmanın hissi düştü o an içine . “Bizden öncekilerin başlangıcı ve sonu vardı peki biz ne olacağız . Kıyamete dek bu arafta sıkışıp kalacağız. “Diye düşündü. Ellerindeki karıncalanmayı hissetti aniden . Çok fazla sigara içiyordu . Bundan kaynaklı sararmış parmakları ve daha şimdiden çatlamaya başlamış ellerine baktı . İstediği bu değildi . Ancak  düşünecek kadar önem vermediği bu konuyu başka bahara erteledi. Sigarasını yarıda söndürdü. Kalktı maskesini taktı kalabalığın içine karıştı .

Bu habere de bakabilirisiniz

Yazmak Benim Adıma Bir Konuşma Biçimidir

Yazmak benim adıma bir konuşma biçimidir. Yazılarımı siz dostlarımla paylaşmak ise muhabbetlerin en samimisi. Ancak …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir