Karınca Vudi

Bu ay kendi yazdığım bir hikayeyi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Karınca Vudi diğer karıncalara göre görüntüsü ve yaşantısı farklıydı. Vücudu beyaz ayakları ise pembe idi. Tek başına olmaktan, hayal kurmaktan çok hoşlanırdı. Görüntüsünün farklı olmasına diğer karıncalar hayranlıkla bakar;  hepsi Vudi ile arkadaş olmak isterdi. Vudi ise çok fazla arkadaşlıktan hoşlanmasa da herkes tarafından çok sevilirdi.  Herkesten uzak bir hayat yaşardı. Sabah erkenden büyük bir mutlulukla yatağından kalkar, güzelce kahvaltısını yapar, dişlerini fırçalarken aynada kendini izler ve hep aynı hayali kurardı. “Kelebek olmak.”  Evet evet yanlış duymadınız. Vudi hep kelebek olmak isterdi. Kelebekler o rengarenk kanatlarıyla istedikleri her ülkeye gidebileceğini düşünür. İnanılmaz güzellikteki ağaçları rüzgar estiği zaman bu ağaçlardan çıkan sesleri, binlerce çeşit çiçekleri, o çiçeklerin  harika kokusunu  gökyüzündeki o bembeyaz bulutları ve bulutlara yakın olmayı hayal ederdi. Vudi’nin yaşadığı yer ise bir evin bahçesiydi. Üstelik etrafta bahçesi olan tek evdi. Evin sahibi yaşlı bir dedeydi. Bahçede sadece yer yer çimler ve kurumaya yüz tutmuş söğüt ağacı ile dut ağacı vardı. Vudi’nin en sevdiği ağaçlar. Söğüt ağacı rüzgar olduğunda sanki bir resitali andırırdı. Dut ağacı ise tabiî ki tatlıyı çok seven Vudi’nin  vazgeçilmeziydi. Zamanla bu  ağaçlar da kurumaya yüz tutmaya başladığı için çok üzülüyordu. Bahçenin sahibi yaşlı dede karıncaların varlığından haberdardı. Bazen  evinde  şeker kavanozunun içinde karıncaları görür;  o şeker kavanozunu bahçeye boşaltırdı. Bahçede ki tüm karıncalar da bu duruma çok sevinir;  hep beraber evlerine bu şekerleri taşımak için koşuştururlardı. Dede ise şeker kavanozunu boşalttıktan sonra her zaman ki gibi diğer karıncalarında gelmesini bekler;  onların nasıl bir gayretle şekerleri evlerine taşıdığını izler;  bundan büyük bir keyif alırdı. Günlerden bir gün yaşlı dede ölünce karıncalar büyük bir üzüntü içine girdiler. Tüm karıncalar yiyecek ihtiyaçlarını dedenin attığı ekmek kırıntıları, yiyecek kabukları ve tabiî ki şeker sayesinde karşılıyorlardı. Vudi de derin düşüncelere dalmıştı. Bir sabah uyandığında büyük bir heyecanla tüm karıncaların yuvalarına seslenip yanına gelmelerini istedi. Bahçede ki tüm karıncalar neye uğradığını şaşırmış bir vaziyette, sabahın güneşle yeni aydınlanmaya başladığı bu saatte kendilerini Vudi” nin yanında buldular. Vudi” nin bu heyecanına anlam veremeyen karıncalar, büyük bir merak içerisindeydiler. Vudi toplanan karıncaların tam karşısına geçip şöyle bir etrafına göz attıktan sonra büyük bir heyecanla‘’evet’’ dedi. “herkes burada,  hepinizi buraya toplamamın nedeni uzun bir süre önce yaşamış olduğum bir olayı size anlatmak. Biliyorsunuz ki bahçenin sahibi dede öldükten sonra zor günler yaşıyoruz. Yiyecek  bulmakta zorlanıyoruz. Yakın  çevrede ne bir bahçe ne de bir park var. Her yer betonlaşmış vaziyette. Dün akşam düşündüm ve  karar verdim . “der ve anlatmaya başlar. “ Bir bahar günü sabah iki kelebeğin bahçede ki çiçeğin üzerinde konuşmalarına uyandım.  Kendi aralarında kelebekler diyarından bahsediyorlardı. Diğer kelebeğe o yolu tarif ederken oranın güzelliklerinden bahsedip hatta burada bulunan karıncalar neden  bizim oralara gelmez ki!  diye konuşuyorlardı. Uçsuz bucaksız yemyeşil bir alan . Rengarenk çiçekler, çeşit çeşit böcek ve karıncalar, olabildiğince fazla meyve ağaçları ne ararsanız bu kelebekler diyarında varmış. Düşünsenize hiç aç kalmayacağız ve kelebeklerle yaşayacağız.  Yalnız gidilecek olan yol çok uzak ve zor şartlar bizleri beklemekte. Bu sabah kararımı verdim kelebekler diyarına gideceğim gelmek isteyen de benimle gelebilir sizleri buraya toplamamın nedeni budur” der. Tüm karıncalar şaşkınlıktan ne diyeceklerini bilemezler. Kendi aralarında konuşmaya başlarlar. En çok dikkatlerini nedense son olarak söylediği söz biraz akıllarını karıştırdıysa da en çok sevdiği yiyecekler olan çeşit çeşit meyve ağaçları ve böcekleri duyan karıncalar Vudi  ile beraber kelebekler diyarına gitmeye karar verirler. Hep bir ağızdan “evet Vudi seninle kelebekler diyarına geliyoruz” derler.  Ve hemen hep beraber yola çıktılar.  Çok uzun yol gittiler. Yolda giderken zor koşullarla karşılaştılar. Özellikle de yolda fırtınaya ve yağmura yakalanmamak için geçici olarak hep beraber ev yapmaları, aç kalmalarına neden oluyordu. Kelebekler diyarına az bir yol kalmışken birden büyük bir gök gürültüsü duyuldu. Tüm karıncaları korku ve telaş sarmıştı. Yine hep beraber hemen sığınacakları ev yapmaya başladılar. Yağmur yağmak üzereydi ve karıncalar aç olmalarına rağmen büyük bir hızla çalışıyorlardı. En sonunda yağmurun yağmasıyla beraber karıncalarda evlerini bitirmiş içine girmişlerdi. Birkaç gün yağmur dinmedi. Aç olan karıncalar tedirginlik içerisindeydi.  İki gün sonra güneşin bulutların arasından görünmesiyle birlikte karıncalar yollarına devam ettiler. Bu sırada yolda buldukları yiyeceklerle karınlarını da doyurdular. Nihayetinde o olağanüstü kelebekler vadisine geldiler. Vudi de dahil olmak üzere tüm karıncalar büyük bir şaşkınlık ve heyecan içindeydiler çünkü kelebekler vadisi o kadar güzeldi ki gördüklerine hayran kaldılar. Tüm karıncalar mutluluk içindeydi. Uçsuz bucaksız  yemyeşil bir alan. Onlarca çeşit meyve ağaçları özellikle Vudi”nin en sevdiği ağaç, dut ağacı bile vardı. Rengarenk çiçekler gökkuşağını andırıyordu. Kelebekler;  o kadar çok kelebek vardı ki Vudi sevincinden ne yapacağını şaşırmış bir haldeydi. Bu uçsuz bucaksız kelebekler vadisinin tam ortasında bir de ev vardı. Vudi büyük bir merakla eve doğru ilerlemeye başladı. Eve yaklaştığında evin kapısından yaşlı bir dede elinde şeker kavanozuyla dışarıya çıktı.  Şeker kavanozunu toprak alana boşalttı ve izlemeye başladı. Bu görüntü Vudi ye hiç yabancı değildi. Çok mutlu oldu. Tüm karıncalar dedenin evinin yakınlarına hemen ev yapmaya başladılar. Vudi ise bir kelebekle sohbet ediyordu. Ona ilk defa hayalinden bahsetti. “Rengarenk kanatları olan bir kelebek olmayı, beyaz bulutlara yakın olabilmeyi, uçmayı, hepsini bir bir anlattı. O sırada Vudi ile kelebek çok iyi bir arkadaş oldu. Kelebek ona “eğer kanatlarıma dokunmadan üstüme çıkabilirsen seninle uçabilirim” dedi. Vudi buna o kadar sevindi ki,  çok dikkatli bir şekilde kelebek arkadaşının kanatlarına dokunmadan üstüne çıktı. O gün Vudi’nin hiç unutamayacağı bir andı.  Evet  Vudi gökyüzündeydi. Beyaz bulutlara yakın kendini bir kelebek gibi hissediyordu. Sanki o kanatlar Vudi’nin kanatlarıydı.  Hayatında ilk defa gökyüzünden etrafa bakıyordu. Bu o kadar müthişti ki!  Vudi’nin kalbi heyecanla atıyordu.  Gökyüzü  gezintisinin ardından, kelebek arkadaşının kanatlarına dokunmadan dikkatli bir şekilde indi. Yarın yine görüşeceklerini dile getirerek ayrıldılar. Vudi henüz evini yapmamış, hava da kararmaya başlamıştı. Vudi bugün toprağın üzerinde yatıp gökyüzündeki yıldızları izlemeye karar verdi. Yarın ilk işi sabah erkenden kalkıp ev yapmak olacaktı. Yere uzanıp  yıldızları izlemeye başladı. Bir taraftan da gökyüzünde rengarenk kanatlarla  uçtuğunu hayal ediyordu. Sabah erkenden kalkıp kelebek arkadaşının yanına gitmeye karar verdi ve uyudu. Sabah olup kalktığında kelebek arkadaşını aradı aradı ama bir türlü bulamadı. Diğer kelebeklere sordu. İçlerinden bir tanesi ”kelebek arkadaşını artık görebileceğini sanmıyorum” dedi ve başladı anlatmaya.  “Biz kelebekler dünyaya ipekböceği olarak geliriz. Dut yapraklarıyla beslenerek kendimize koza yaparız ve o kozada belli bir süre yaşarız. Kozadan kelebek olur çıkarız. Kelebekler yumurtasını dut yaprağına bıraktıktan sonra 3 veya 4 gün yaşayabilir. “ dedi. Vudi şaşkın ve üzgündü. Bu sırada neden bu kadar dut ağacını  sevdiğini de anlamıştı. Hemen gidip dedenin evine en yakın, dut ağacının altına evini yapmaya karar verdi. Uzun uğraşlardan sonra Vudi evini tamamladı. Vudi mutluydu. Kelebek olamasa bile yüzlerce kelebek arkadaşı oldu ve onların sayesinde gökyüzünde uçtu onlarla eğlenceli zamanlar geçirdi. Dut ağacı onun her şeyiydi.  Bu arada dedenin şekerlerinden almayı da ihmal etmedi.NR.

Bu habere de bakabilirisiniz

ÇOCUK VE BİZ

Neden çocukları her zaman yaftalıyoruz. Benim çocuğum Türkçe dersini yapamaz ya da İngilizceden anlamıyor veya …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir