Ana Sayfa / Yazarlarımız / Mine Sueri / “Cehaletin tek korkusu kadındır! Çünkü kadın öğrenirse çocuklarına da öğretir!”

“Cehaletin tek korkusu kadındır! Çünkü kadın öğrenirse çocuklarına da öğretir!”

Sevgili Emine Supçin’e ait bu söz ne kadar da haklıdır! Kendimizi bildiğimiz andan beri ne kadar çok korkutulduk bu ataerkil toplumda, ne kadar çok sindirildik. Okula gidemeyenimiz de oldu, babasından kitap parası alamayan da ve hatta bir harfi bile 70’inden sonra öğrenenimiz de oldu. Hep korkuttular bizi, hep korktular çünkü okumamızdan, öğrenmemizden ve öğretmemizden. En iyi yetiştirilmiş kadınlar zihinleri en uygar olanlardır, iç güdüleri biliyordu belki bunu o yüzden bastırdılar kafamıza. Kulaklarımızı tıkadılar, gözlerimizi kapattılar, susturdular hepimizi.

Şimdi geriye dönüp baktığımda “Denediler” diye gülüp geçiyorum, cehaletin tek korkusu kadını korkutamadılar çünkü. Annesinin çabalarıyla öğrenen ya da hayatın sillesini yiyip kendi kendine birikim edinen tüm kadınlar yaşamlarının bir döneminde durup geriye baktılar. Kendi geçmişlerini ya da annelerini düşündüler çünkü kadın oluşumuzu geri dönüp annelerimize bakarak algılarız. Kaşlarını çatıp yoluna dimdik yürüyen kadınlar, kendileri gibi kızlar yetiştirdiler. O yüzden artık geriye dönüp baktığımda, cahil kalmamızı isteyen herkesin planlarının suya düşüşünü izlediğini görüyorum gülümseyerek.

Bugün eğer kızlarımız üniversitelere gidiyorsa, vapurda kitap okuyorlarsa mesela ya da bir adaletsizlik gördüklerinde cesurca karşı çıkabiliyorlarsa olanlara, sizi tedavi eden doktor kadınsa örneğin ya da evinizi bir kadın tasarlamışsa, bir hakim olup suçluyla suçsuzu ayırt edebiliyorlarsa ve en önemlisi kızlarımız bugün geriye dönüp bakmaya korkmadan annelerinin arkasında durduğunu bilerek ilerliyorlarsa yaşamlarında, işte bu bizim eserimiz. Ve belki de bizlerin küçük başarılarıyla dünya daha güzel bir yer oluyor yavaş yavaş, kadının elinin değdiği her yer ayrı bir güzelleşiyor, gelişiyor ve uygarlaşıyor.

Sınıfta kalan kadınlar olmadı da değil, yolda yürürken başınızı nereye çevirseniz hala korkan bir kadın çarpıyor gözünüze. Üzülüyorum kendisine ama en çok da yetiştirdiği çocuğa! Annesinin böyle bastırıldığını gören hangi kız çocuğu cesurca yaşayabilir ki veyahut hangi oğlan çocuğu bir kadını nasıl güzel seveceğini öğrenebilir? Mutsuz bir anne, nasıl mutlu çocuklar büyütebilir? Henüz kendisi basit matematik bilmezken belki de nasıl olur da yardım eder çocuğunun ödevine, nasıl eşiyle aynı masaya oturup hesaplayabilir gelirini giderini? Elbette böyle yokluklar arasında yolu birkaç güzel insana rastlamış ya da televizyonda izlemiş, duymuş, ufkunu kendi elleriyle aça aça genişletmiş kadınlar da vardır çocuklarını ve geleceği güzelleştiren. Doğruyla yanlışı ayırt etmeyi matematikten daha iyi öğrenmiş ve öğretebilmiş kadınlarımız da vardır. Olmasalardı zaten şimdi bu çiçekli yollarda umutla yürüyor olmazdık.

Pes etmemek lazım, insan her yaşta bulabilir benliğini. Kararlılıkla, nasıl çocuklarımıza cehaletle savaşmayı öğrettiysek, her kadına öğretmeliyiz. Çünkü hayatımız boyunca unutmamamız gereken belki de tek şey var, gelecek bizim ellerimizde.

Bu habere de bakabilirisiniz

Sen de bir ah çekip
nerede o eski bayramlar
diyor musun?

Sevgili okurlarım; Her bayram olduğu gibi bu bayramda da anılar, hatıralar, gelenek ve göreneklerimiz aklımıza …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir