Ana Sayfa / Yazarlarımız / Mine Sueri / Tüm Türkiye’nin Başı Sağolsun

Tüm Türkiye’nin Başı Sağolsun

İsmi Eylül olsun, Leyla olsun, Özgecan, Dilruba, Ahmet, Türkan olsun… Koklayarak büyüt, saçının bir teline zarar gelecek diye korkarak, üzerler diye endişelenip uykusuz kalarak büyüt.. Lokma lokma, ilmek ilmek, emek emek, sabırla, şefkatle, sevgiyle, gururla ve gülümseyerek, binbir mücadeleyle. Gazı çıksın diye, bir damlacık daha süt içsin diye, biraz ekmek, bir çatal daha yemek yesin, uyumadan önce başını yan çevirip kendi tükürüğünden zarar gelmesin diye uğraşarak, her adımını hesaplayarak büyüt. Kendisine, hayata, hayvanlara, tüm dünyaya saygı duymayı, kendini sevmeyi, onları sevmeyi, çiçek koklamayı, kelebek kovalamayı, bir civcivi öpmeyi öğrensin diye… Oyunlarla, hikayelerle, uyumadan önce okuduğun domuzcuk masallarıyla iyi biri olmayı, sevmeyi, paylaşmayı, gülümsemeyi, mutluluğu, dostluğu ve güzelliği anlat. O büyüdükçe sen de büyü ve bir anne bir baba olarak daha iyi bir insana dönüş, ve bunu sadece iyi bir insan olmayı, “iyi biri ol” demekten daha güzel öğreteceğini düşündüğün için yap. Asla yapmam dediklerini yap, hatalarını ona da anlat, bebeğin büyürken senin de sevgin büyüsün, şefkatin ve içindeki tüm İyilikler, çiçekler, çimenler, bebek kuşlar büyüsün. Sıcak çorbasına üfle, kanayan yarasını öp, gözyaşlarını sil, hayal kırıklıklarını topla ve güç ver, onunla çamurda oyna, topraklarda yuvarlan, terli atletini değiştir, uyurken üstünü açar korkusuyla defalarca kontrol et, duvarla arasına yastıklar koy soğuk duvar narin bedenine değmesin diye, uyurken gözlerin dola dola izle, şükrederek ve dünyanın bu müthiş güzelliğine inanamayarak. Sevgi dolu bir can büyüt, kendinden bin can katarak. Sonra biri gelsin, bir zamanlar yine bebek olan biri. Düşündüğü, düşünmediği, taptığı, inandığı, hissetmediği, bilmediği şeyler için ruhunun bir zerresinde insanlık kalmamış biri; akşam vakti bir dolmuşta, bayram sabahı sokağının ortasında, bir cami avlusunda, evinin bahçesinde, bir otel odasında, bir dağın tepesinde, iki sokak ötede, yan kapında ve hatta yan odanda yok etsin onu. En sevdiği elbisesi ütülenmek için sepette, sabah yediği karpuz çekirdeği masada, pijamaları yatağının üstünde, akşam yiyeceği yemek ocakta, ayakkabıları kapının önünde, oyuncakları evin her bir köşesindeyken…
Artık burası sözün bittiği yer, burası dünya değil burası çocukları ve hayvanları öldüren insanların yaşadığı cehennemin en dip karanlığı. 
Tüm Türkiye’nin başı sağolsun.

Bu habere de bakabilirisiniz

Sen de bir ah çekip
nerede o eski bayramlar
diyor musun?

Sevgili okurlarım; Her bayram olduğu gibi bu bayramda da anılar, hatıralar, gelenek ve göreneklerimiz aklımıza …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir