Ana Sayfa / Yazarlarımız / Osman İlhan / Hayata karşı atılgan olmak

Hayata karşı atılgan olmak

Atılgan olmak kendi hedeflerimiz doğrultusunda ilerlerken başkalarının haklarını ne kadar yapabilmeye kabiliyetimiz olsa dahi gasp etmeden ilerleyebilmektir en basit tanımıyla. Bu ilerleyiş sırasında ilk farkındalığımızın oluşması gereken aşama şüphesi düşüncelerdir. Düşüncelerin oluşumu ve kaynağı hakkında insanlar çok az bilgiye sahiptir. Bu noktanın üzerinde biraz durmak gerektiğini düşünüyorum. Düşünceler kaynağı itibari ile insanın derinliklerinde bulunan bilinçaltı katmanından etkilenir şüphesiz, mesela çocukken yaşanılan bir travmayı çağrıştıran her olay ve durum size çok hoş düşünceler üretmenizi engeller ve buna bağlı olumsuz duygular geliştirmenize sebebiyet verebilir. Bu durum ne kadar sizin kontrolünüzün dışında gelişiyor gibi görünsede sadece insan olmanızdan kaynaklı bazı meziyetlerinizi kulanmıyorsunuz demektir, onlardan en önemlisi olumsuz düşünceyi durdurma ve yerine pozitif olanı getirme gibi bir basit taktikle olabilir, mesela sizin kaygınızı ve anksiyete seviyenizi artıran travmatik bir düşünce bilincinize hücum ettiği anda yerine sizi mutlu eden bir düşünceyi getirirseniz ve bunu bir ödev gibi sürekli yaparsanız zamanla bu durum davranışa dönüşür, yani olumsuz düşünce geldiği anda olumlu düşüncenin duvarına çarparak kaygı oluşturma özelliğini yitirecektir biz buna psikolojide ters düşünce oluşturmak olarak bahsederiz, bu bir bilgidir ve atılgan bir şekilde hayatını değiştirmek isteyen birey bunu kullanacaktır ancak baştan yenilgiyi kabul etmiş pasif ve mağduriyeti oynayanlarımız, hayatımızın iplerini sürekli elimize almaktan kaçanlarımız çoktan ne saçma ve basit birşey safsata diyip mağlubiyeti oynadıkları dünyalarında kalabilmek için bana ve kendilerinze toplamda tüm hayatın pozitif verilerine karşı kapılarını dirençleriyle kapayacaklardır.

Psikoloji biliminin temel sistemlerinden olan; düşünce, duygu ve davranış üçlüsü arasında bir kısır döngü vardır. Mesela hayata karşı negatif düşünceler geliştiren insanın duyguları da olumsuz olur buna bağlı davranışlarıda olumsuzdur, yataktan çıkmama gibi obur bir şekilde yemek yemek gibi davranışlar geliştirir, insanlardan kaçar hayattan izole bir yaşamı seçer. Bu örneği genişletebiliriz kuşkusuz ancak burada bahsedilen kısır döngünün başlangıç noktası düşüncelerimizdir, ve en etkileyici olan da bu düşüncelerin öğrenilmiş olmasıdır bilinçaltımızın karanlık kasasında saklı bu düşünceler birçok psikolojik sorununun temeli oluşturabildiği gibi keşif edildiği taktirde çözümüde çok kolaydır, buda ancak kişinin bir uzmanla başlayacağı terapi seanslarıyla mümkündür, kişi terapistinin rehberliğinde bilinçaltının labirentlerinde bir yolculuğa çıkar ve bu karanlık kasasını bulup oradaki düşüneleri yararlı olanlarıyla değiştirmesiyle mümkündür.

Bu habere de bakabilirisiniz

Anne; ‘Ben’ Olmama Yardım Et!
Sen Olmamı Bekleme!

Doğduğumuz an Annenin dünyasında yaşamaya, nefes almaya başlarız. Varoluşumuz annenin bakımına bağlıdır. Anne ne zaman …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir