Ana Sayfa / Yazarlarımız / İpek Özdemir / Ülkemizde kadın olmak

Ülkemizde kadın olmak

Öncelikle bu aydan itibaren sizlerle birlikte olacağım için mutluyum. İlk yazımda ülkemizde kadın olmayı aslında “kadın” olmanın zorluklarını kendimce dile getireceğim.

Kadın olmak sanki dünyaya baştan ayrıcalıklı gelmek gibi bir şey oturmasını, kalkmasını bilmek, toplum içinde yüksek sesle konuşmamak sinirlenmemek hep yapıcı olmak, ev işlerini, yemek yapmayı bilmek diye başlar. Yıllar geçtikçe yeni roller eklenir. Mükemmel eş, mükemmel anne, mesleğinde başarılı olmak…
Tüm kuralların erkekler tarafından koyulduğu dünyamızda, erkek egemen bir toplumda “kadın” gerek iş dünyasında gerek sosyal yaşamında prestij, güç, saygınlık sahibi olabilmek için bazen oyunu kurallarına göre oynamak zorunda kalabiliyor.
Günümüzde ve tarih boyunca kadın ikinci sınıf vatandaş olarak görülmüş ezilip, hor görülmüş akraba evliliği, cinayet, tecavüz, taciz, çocuk yaşta evlilik her türlü şiddete maruz kalmıştır. Kadın oysaki “cennet anaların ayağı altındadır” diyen bir dinin mensupları olarak, ülkemizde şort giydi diye tekme tokat dövülen ya da saçını örttü diye okuldan atılan kadınlarda bizim, onlarda geleceğin anaları değil miydi?
Ülkemizde kadın olmak zor. Boşanmışsa dul, gülüyorsa oynak, dekolte giyiyorsa hafif meşrep, evlenmemişse evde kalmış, çocuğu yoksa kısır, çok geziyorsa (bip)… Ön yargılar arasında sıkışmış bir gerçektir.
Türkiye’de kadın olmak emeğiyle başardığı bir işi bile “kim bilir?” denmemesi için açıklama yapmak zorunda bırakılmaktır.
Türkiye’de kadın olmak, dayak yediğinde kim bilir ne yaptı? Öldürüldüğünde hak etti, tecavüze uğradığında arandı denilen bir toplumda ayakta kalmaya çalışmaktır.
Kadın olmak, “Türkiye’de kadın olmak” diye bu böyle uzar gider. Yine de bir Atatürk kadını olarak onun bize verdiği hakları sonuna kadar kullanarak her şeye rağmen başı dik, düşüncesini özgürce ifade eden, saçı uzun aklı kısa diyen köhne beyinlere inat sırf kadınca ve kadın haklarını savunuyor diye feminist diyenlere inat, baskıcı iki yüzlü topluma direnerek bunlara rağmen nefes almaya çalışan kadınların her zaman gerek aile gerek akademik kariyerlerinde başarılı olacağına inanıyorum.
Vazgeçmeden insanca yaşamak, onurlu başı dik çocuklar yetiştirmeye gücümüzden, kadınlığımızdan ödün vermeden devam edeceğiz.
Yazımı tüm kadınlara ve gerçekten eş, anne değeri bilen, kadın hatta insan değeri bilen okuyucularımıza hitap ediyorum. Ve son olarak, kadın olmak: Eş olmak, aş olmak, yuva olmak diyorum. Sadece ülkemizde değil tüm dünyada, kadın cinayetlerinin, şiddetin küçük çocukların katledilmediği bir dünya dileyerek
tüm güçlü başı dik kadınlara selam olsun diyorum…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir