Ana Sayfa / Yazarlarımız / Mine Sueri / Yalnızlık Mutluluk mu?

Yalnızlık Mutluluk mu?

Merhaba,
Bu ay köşemde yazacaklarımdan dolayı belki de güzel duygulara kapılmayacaksınız. Yazmayı çok sevmediğim bir tarzı, YALNIZLIĞI…. Becerebildiğim kadarıyla beğeninize sunuyorum.Yalnız yaşayan insanların, dışarıdan hoş gözüken zor hayatlarını dile getirmeye çalışacağım kendimce.

Franz KAFKA’nın Milena’ya mektuplar kitabında yazdığı gibi… “İçi insanlarla dolu büyük evler var karşıda, gene de tek odada bir başına olmak, bir evde yalnız yaşamak, yaşamın en önemli yanı, daha doğrusu: Kimi zaman yalnız kalabilmek mutluluğun ilk koşulu.”
Gerçekten yalnızlık mutluluk mu?
Yalnızlık bazen güzeldir aslında. Kendinizi dinlersiniz, kafanızı dinlersiniz. Karışanınız görüşeniniz olmaz, zihninizi kimse bulandırmaz, gönlünüzün götürdüğü yere rahat rahat yelken açarsınız. Hayatı başka bir pencereden gözlemlersiniz. Problemler minimum seviyededir. Sorumluluğunu taşıdığınız insanlar yoktur, sadece kendiniz…. Kendi hayatınız vardır, kimseye karışmazsınız, kimsede size karışmaz. Kendi doğrularınızla yaşar gidersiniz. Bu yalnızlığın bir yüzü, hatta güzel görünen yüzü.
Biraz da yalnızlığın sevimsiz yüzünden bahsedelim. Evinizin zilini çalma şansınız yoktur mesela, kilit sesi eşliğinde kapınızı açar, karanlık evinize girersiniz içiniz burkularak, günün nasıl geçti diye soracak birilerini ararsınız, içinizdekileri boşaltma ihtiyacı duyduğunuzda dertleşecek kimse olmayışının mahzunluğunu yaşarsınız. Acayip bir sessizliğin içine düşersiniz. Şaşkın şaşkın bakınırsınız etrafınıza. Çevresinden kopuk yalnızlaşmanın giderek büyüyen havasızlığında yavaş yavaş boğulmaya başlarsınız.
İnsanlar yalnızlığı başta isterler… Kendilerini ona öyle çok alıştırırlar ki artık kalabalığa dokunamazlar. Aslında yalnız kalmak zorunda olmadıklarında bile onlar içlerinde yine de yalnızdırlar…
Yalnızlık iyileşmek istemediği bir hastalığa dönüşmüştür. Alışmıştır artık, acı çekse de vazgeçemeyeceği bir hal almıştır. Öyle mutlu olduğu konusunda telkin eder durur sürekli kendisini. Yalnız olma ve kimseye bağımlı, bağlı olmama durumu, isteksiz ve amaçsız yaşam, kişinin mahkumiyeti haline dönüşüvermiştir. Her kalabalığa içinde yalnızlığını giderecek gözüyle bakar. Fakat insanların yüzleri artık bir resim galerisinden, sesleri ya da konuşmaları da zil sesinden öteye bir anlam taşımaz olmuştur onun için. Artık insanlar, hatta kendisi bile kendisini ilgilendirmez hale gelmiştir.
Hepimiz küçücük dünyalarımızda, insanlardan kopmuş bir şekilde yaşam sürer hale geldik. Artık öyle yabancılaştık ki birbirimize, kimseyi görmek, kimseyle konuşmak istemez oluverdik. Önceden haber edilmeksizin, rolünü ezberlemeden sahneye çıkan bir tiyatro oyuncusu gibi, olaylar nasıl gelişirse öyle yaşıyoruz.
Kalabalığın içerisinde yalnızlığı tercih etmemeniz dileğiyle…

Bu habere de bakabilirisiniz

Sen de bir ah çekip
nerede o eski bayramlar
diyor musun?

Sevgili okurlarım; Her bayram olduğu gibi bu bayramda da anılar, hatıralar, gelenek ve göreneklerimiz aklımıza …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir