Ana Sayfa / Yazarlarımız / Mine Sueri / Beni kimin durdurabileceği!…

Beni kimin durdurabileceği!…

Merhaba,
Bugün, tam olarak bu yazıyı kaleme aldığım saatlerde bundan tam 84 yıl önce Türkiye Cumhuriyetinde kadınlar seçme ve seçilme hakkı kazandı. Hemen bir sonraki seçimlerde meclise 18 kadın milletvekili girdi. Bu sayı bir sonraki seçimlerde daha da arttı. Kadın muhtarlar ve belediye başkanları bu genç ülkeyi güzelleştirmek adına “KOLLARI SIVADILAR.” Bu ifadeyi tırnak içine aldım çünkü tam bu bahsettiğimiz yıllarda Amerikan Savaş Üretimi ve Koordinasyon Komitesi tarafından sözde feminist(!) bir afiş yayınlandı. Hani şu hepimizin bildiği başında bandanası olan, sıvadığı kolundan kaslarını sergileyen kadın posteri. Bu posterin amacı, o güne kadar üretime doğru düzgün katılmamış Amerikan kadınlarının, eşleri cephede savaşırken evde oturmak yerine silah fabrikalarında mermi ve bomba üretmesine katılmalarını sağlamaktı.
Yani bu tamamen zorunlu olarak yapılan bir savaşa destek çağrısıydı. Bu çağrıya sözde feminist dedim çünkü savaş biter bitmez, üretime çağrılan kadınların evlere kapanmasını ve doğurabildikleri kadar çocuk doğurmaları gerektiğini öğütleyen yeni afişler ve hükümet destekli kampanyalar başlatıldı.
Hatta bu yıllar tarihe “baby boom years” olarak geçti. Yani bebek patlaması yılları. Sözde özgürlükçü Amerika Birleşik Devletlerinde bunlar olup biterken, Türkiye Cumhuriyetinde kadınlar üretimin ve siyasetin tüm aşamalarında söz sahibi olmuştu bile. Üstelik bu gelişmeler bir takım propagandalarla, medya aracılığıyla değil, HALKIN İÇİNDEN Halkçılık ilkesinin ta kendisiyle sağlanmıştı. Burada Halkçılık ilkesinin tanımını yapmamın gerekli olmadığını, hepinizin zaten adınız gibi bildiğinizi var sayıyorum…
Yani demem o ki tıpkı bu ülkenin başına gelen tüm güzel şeylerin kendi içimizden çıktığı gibi, kendi başınıza gelmesini istediğiniz o güzel şeylerin size bir yerlerden gelmesini beklemeyin!
Muhtaç olduğunuz kudret zaten damarlarınızdaki o asil kanda mevcut. Birilerinden beklemeyin, orada var burada neden yok demeyin, onda var bende neden yok hiç demeyin.
Atamız sayesinde 1934 yılında kazandığımız bu hakların rüzgârıyla, iş hayatında, siyasette, sosyal yaşamda, aile içinde çok daha güçlü, çok daha aktif, çok daha cesur kadınlar olmamız ve hiçbir haksızlığa boyun eğmememiz, haklarımızı bilmiyorsak öğrenmemiz, biliyorsak sonuna kadar sahip çıkmamız gerek! En başta kendimize daha sonra da birbirimize her şeyi başarabileceğimize dair inanmamız ve asla pes etmeyen kadınlar olmamız zamanıdır şimdi. Unutmayın “Dünyada her şey kadının eseridir.”
Ayn Rand’ın güzel bir sözüdür “ bana kimin izin vereceği değil, beni kimin durdurabileceği ” diyoruz ve yolumuza devam ediyoruz…
Yeni yılın, güzel başlangıçlara vesile olması dileğiyle…
Mutlu ve Esen kalın…

Bu habere de bakabilirisiniz

Sen de bir ah çekip
nerede o eski bayramlar
diyor musun?

Sevgili okurlarım; Her bayram olduğu gibi bu bayramda da anılar, hatıralar, gelenek ve göreneklerimiz aklımıza …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir