Üslup

“Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır” demiş atalarımız. “Tatlı dil” tamlamasını günümüze güzel konuşma sanatı olarak uyarlayabiliriz aslında. Tatlı dilli olmak, öncelikle dinlemek ile başlar. Yani önce dinle sonra konuş, havaya gitmesin konuştukların ama ağıza geldiği gibi değil; doğru tonlama, güzel bir üslupla, karşındaki insanın anlayabileceği sözcükleri kullanarak ve yalın bir şekilde yap bunu.

İletişimi sağlayan, ne dediğimizden önce neyi, nasıl dediğimizdir aslında. Çevrenize baktığınızda birbirini dinlemeyen insanların çoğunlukta olduğunu elbette gözlüyorsunuzdur. İnsanlar konuşarak iletişim kurarlar evet, insanı insan yapan da yani dünyadaki diğer tüm canlılardan ayıran özelliği de konuşabiliyor ve anlayabiliyor olmasıdır. İnsanları tanımamıza yardımcı olan, kendi içimizde belirli sınıflara ayrılmamızı sağlayan temel şeylerden bir tanesi de konuşma tarzıdır.

Bir sohbeti kaliteli kılan en önemli nokta da bana sorarsanız, karşınızdaki kişiyi tanımak. Kullandığı kelimeler ve kelimeleri ifade ediş biçimi yani üslubu bize kişi hakkında bilgi verir. Kendimizi doğru ifade edebilmekte üslup, kullandığımız kelimelerden çok daha etkili olmakta ve hayata bakış açısı ve kişiliğimiz hakkında fikir vermektedir çevremize. Aslında üslup kişiye özgüdür, hatta insanın ta kendisi ve kişinin karakteridir.

Kıt kelimeler, yanlış bir üslup ve kullanılan sözcük seçimi, cümle kurma ya da anlatım tarzı kişi hakkında bize birçok bilgi verir. Zaman zaman “herkes söylediğimi yanlış anlıyor” ya da “kendimi doğru ifade edemiyorum” diyerek yakınırız. Chesterfield “Üslup; düşüncelerin elbisesidir” der. Her halin gerektirdiği bir konuşma üslubu vardır yani. Konuşmanın usul ve üslubunu yerli yerinde kullanmak gerekir. Çoğu zaman bir düşünceyi savunurken, haklı olmaktan daha önemlidir ve size pek çok şey kazandırabilir. Sahip olduğunuz konuşma tarzınız, mimikleriniz, yüzünüzde oluşan tebessümden dolayı konuşmanız sert bile olsa farklı anlaşılacaktır.

Nasıl ki her eve farklı anahtarla giriliyorsa, insanların kilitli gönüllerine de onlara uygun hitap anahtarı ile girmek mümkündür. İnsan ilişkilerinin değişmez kuralıdır “kalbine girmediğiniz insanın, beynine giremezsiniz” , insanı kafasına vurarak değil, kalbine dokunarak yönetirsiniz. Korkuyla oluşturulan saygı, güçler dengeli olunca yıkılır ancak sevgiyle oluşturulan saygı, ömür boyu devam eder.

Saygılarımla…

Bu habere de bakabilirisiniz

Rotamı Oraya Çeviriyorum

Bazı filmlerin açılış sahnesinde bir klişe olarak kişinin sabah rutini gösterilir. Sabah alarmla birlikte yataktan …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir