Ana Sayfa / Yazarlarımız / Nermin Karlı / Balıkçı ile Denizkızı

Balıkçı ile Denizkızı

Bu ay da benden yeni bir hikaye daha… Oğluma hitaben…NR.

BALIKÇI ile DENİZKIZI

Denizde büyük bir fırtına vardı. Dalgalar o kadar büyük bir şiddetle kıyıya vuruyordu ki sahil şeridi tamamen bembeyaz köpüklerle doldu. Fırtınayla birlikte birden gök gürültüsüyle kuvvetli bir şekilde yağmur yağmaya başladı. Göz gözü görmüyordu. Balıkçı Stefan teknesi alabora olmasın diye çabaladıkça fırtına ve yağmur şiddetini arttırıyordu. Tekne kıyıya da uzaktı. Yelkeni fırtınanın şiddetine dayanamayarak parçalanmaya, teknesi de su almaya başladı. Balıkçı Stefan ne kadar çabaladıysa da teknesi kendisiyle birlikte denizin derinliklerine inmeye başladı. Yukarı doğru yüzmeye çalışıyor çıkamıyordu. Artık nefesini de tutmakta zorlanan Stefan ölümle burun buruna geldiği anda birden ihtişamlı görüntüsüyle denizkızı çıktı karşısına.

Denizkızının masum bakışlarıyla göz göze geldi. Tam bu sırada çalar saatin sesiyle uykusundan uyanan Stefan sinirli bir şekilde yatağından fırladı. Son zamanlarda hep aynı rüyayı gören Stefan denizkızının muhteşem güzelliği ve bakışları hiç aklından çıkmıyordu. Stefan sabahın çok erken saatlerinde çalar saatiyle uyanır;  soluğu teknesinde alırdı. Hayatı deniz ve balıklardı. Hep farklı yerlere ve mümkün olduğunca derinliklere sürerdi teknesini.   Balık tutmak onun vazgeçilmeziydi fakat son zamanlarda gördüğü rüyanın etkisinden hiç çıkamıyordu. Denizkızından o kadar etkilenmişti ki aklından çıkaramıyor hep onu düşünüyordu. Teknesine binip denizin mavilikleriyle buluştuğu an sanki denizkızını görecekmiş gibi heyecanlanıp hayaller kurmaya başlardı. Bir gün yine o çalar saatin sesiyle sabahın karanlığında uyanan Stefan ‘ birkaç gün denizin derinliklerine açılsam sanırım fena olmayacak’ dedi.  Yanına biraz erzak ve kıyafet aldı. Teknesine atladığı gibi dümeni tam gaz ileri sürdü. 2 gün boyunca sürdü teknesini. Denizin derinliklerine geldiğinde ise ağını bile atmadı denize. Oturdu bir şeyler yedi. Düşündü tek düşüncesi rüyasında gördüğü denizkızıydı.

Sonra hayallere dalmaya başladı. Tam bu sırada sesler işitmeye başladı. Ses bir başka tekneden geliyordu. Bu tekne Stefan’ın teknesinden daha büyük ve içinde de dört kişi vardı. Tekne yaklaştıkça kahkaha sesleri de anlaşılmaya başladı. Stefan  ’herhalde bugün çok balık takıldı ağlarına’ diye düşündü. Tekne giderek yaklaştı ve tekne ile yan yana geldiklerinde gözlerine inanamıyordu. O da ne! Ağlarına takılan rüyasında gördüğü denizkızıydı. O an göz göze geldiler denizkızıyla. Balıkçılar denizkızının başındaydılar. Şaşkınlık, hayranlık ve mutlulukla denizkızından gözlerini ayıramıyorlardı. Denizkızı ise bitkin ve perişandı. Ağlarla çok mücadele ettiği o kadar anlaşılıyordu ki kuyruğunun yan tarafında derin yaralar vardı. Yüzündeki ifade denizkızının ne kadar acı çektiğini gösteriyordu. Stefan balıkçılarla konuşmaya başladı. ‘Ben de yardım isteyecektim ki siz çıktınız karşıma’ dedi. Denizkızıyla ilgili hiçbir şey sormadı. Hatta görmemezlikten geldi. ‘Teknede mazot kalmadı. Denizin ortasında kaldım.

Sanırım sizde eve dönüş yolundasınız. Benim bu küçük tekneyi kıyıya kadar çekebilir misiniz? ‘ dedi. Balıkçılar kendi aralarında bir şeyler konuştuktan sonra içlerinden bir tanesi ‘tamamdır. Halat atıyorum teknene bağla’ dedi. Stefan halatı teknesine bağladı ve bu şekilde yola devam ettiler. Balıkçılar saatlerce  yol ilerledikten sonra teknelerini durdurdular. İçlerinden bir tanesi Stefan’a  ‘hey!  Balıkçı aç olmalısın. Gelip bizimle beraber yemek yiyebilirsin’ diye seslendi. Stefan ı inanılmaz bir heyecan kapladı. Kalbi o kadar şiddetli atıyordu ki, hemen kendine çeki düzen vererek balıkçıların teknesine geçti. Havanın zifiri karanlık olmasına rağmen denizkızı teknenin içinde öylesine parlıyordu ki Stefan gözlerini denizkızına yöneltmemek için kendisiyle mücadele ediyordu. Balıkçılardan biri kamarayı işaret ederek ‘hoş geldin balıkçı, benim adım Sam’ dedi. Stefan da kendini tanıttı. Sam teknenin sahibiydi ve eski bir balıkçıydı.  Hep beraber kamarada yemek yemeye. Diğer 3 balıkçı hiç konuşmuyordu. Hızlı bir şekilde yemeklerini yiyordu. Balıkçı Sam Stefan’ la sohbet ediyordu.

Stefan denizkızından habersizmiş gibi balıkçı Sam’ e ‘bugün güzel bir gündü sanırım, ilk karşılaştığımızda hepiniz neşe içerisindeydiniz. Çok balık tutmuş olmalısınız’ dedi. Balıkçı Sam ‘ çok balık değil çok büyük bir balık tuttuk. Denizkızı ağımıza takıldı’ dedi. ‘ağı çekip de tekneye çıkarttığımızda şaşkınlık içerisindeydik.  Denizkızını hemen geri sulara bırakacaktım fakat ağdan kurtulabilmek için o kadar çabalamış ki zavallıcık her yerinde derin yaralar oluşmuş. Şu anda da onun tedavisini yapıyorum. Çok güzel bir deniz kızı adı da Eftelya’ dedi. Ayağa kalkan Sam ‘yemeklerimiz bitti sanırım. Denizkızının yaralarının tedavi edeceğim istersen gel benimle’ dedi. Bunu duyan Stefan nın kalp atışları hızlandı. Yüzü kıpkırmızı oldu. Heyecandan cevap bile vermeden Sam ‘in arkasından yürümeye başladı. O sırada kamara da kalan üç balıkçıda kendi aralarında konuşmaya başladı. İçlerinden bir tanesi ‘balık tutmak için çıktık ama elimiz boş dönüyoruz.

Şu denizkızını kasaba ya götürsek bize çok para kazandırır insanlar hayatlarında denizkızı görmemiştir‘ dedi. Diğer iki balıkçının bu fikir çok hoşuna gitti ve plan yapmaya başladılar. Stefa’nın teknesine gizlice yedek bidondan mazot koyup Sam in denizkızını sulara bıraktığı anda ağ atıp yakalayıp kasabaya götürmeye karar verdiler. Ve uygulamaya başladılar. Bu durumdan habersiz olan Stefan ve Sam denizkızının yanındaydı. Denizkızı Stefan ı gördüğünde şaşkınlığını ve mutluluğunu gizleyemedi. Ve başladı anlatmaya. Denizkızı da Stefan ı rüyasında görmüştü. Hergün Stefan ı düşünürdü. Bir gün karar verdi ve bulunduğu ada dan ayrılıp Stefan ı bulacaktı. Bunu duydukları karşısında Stefan da başladı rüyasını anlatmaya. Denizkızını bulmak için  tekneyle açıldığını her şeyi bir bir anlattı. Bunları duyan Sam şaşkınlık içerisindeydi.

Stefan ve Eftelya  birbirlerine öyle güzel, öyle sevgi dolu bakıyorlardı ki Sam araya girip ‘demek aşıklar benim teknemde kavuşacaklarmış ‘dedi. Tam bu sırada gökgürültüsüyle birlikte fırtına çıktı. Yağmur birden bire öylesine şiddetli yağmaya başladı ki göz gözü görmüyordu. Stefan birden teknesinin ışıklarının yandığını gördü. 3 balıkçı Stefan nın teknesindeydi. Sam a bunu bildiren Stefan Eftelya yı sağlam bir yere koyduktan sonra ‘hemen hareket etmeliyiz’ ‘sen teknenin halatını çöz balıkçılardan kurtul. Ben tekneyi çalıştıracağım’ dedi. Yıllarca balıkçılık yapan  Sam durumu anlamıştı ‘denizkızını kasabaya götürecekler’ diye söylendi. Teknenin motorunu çalıştırıp ters istikamete denizkızını bulduğu tarafa sürdü teknesini. Bu sırada Stefan’ nın teknesine de hafifçe sürtünerek geçti. Balıkçılar da Sam in teknesini takip ediyorlardı. Şiddetli yağmur görüş mesafesini kısıtlasa da bu konu da tecrübeli Sam Balıkçılardan uzaklaşmayı başardı.

Yağmur da uzaklaşmalarına yardımcı olmuştu. Yağmurun şiddetinden hiçbir yer seçilmediği için bir tek teknenin ışığı fark ediliyordu. ‘Sam Stefan a seslenerek dümenin başına geçmesini istedi. Sam de Eftelya nın yanına gitti.  Eftelya ile bir şeyler konuştu ve onu denize bıraktı. Stefan’nın yanına giderek dümeni aldı ve ’burada hava aydınlanana kadar mola vermeliyiz bu fırtına ve yağmur tekneyi alabora edecektir. Ayrıca mazotumuzda kısıtlı kasabaya kadar yeter umarım’ dedi. Bunu duyan Stefan, Eftelya’nın yanına gitti. Eftelya yoktu. Ne yapacağını bilemeyen Stefan hızla Sam’in yanına koştu.’Eftelya yok ne yaptın Eftelya’ya’ derken gözyaşlarına hakim olamadı. Sam kolunu Stefan’nın omuzlarına koyarak ‘boşuna üzülüyorsun denize bırakmam gerekiyordu hayatını riske atamazdım. Eftelya ile konuştum O da senin gibi üzüldü ama başka seçeneğimiz yoktu. Gideceği adayı biliyorum merak etme. Seni yanına göndereceğime söz verdim. O da kabul etti’ dedi. Bunu duyan Stefan birden sakinleşti. Sam ‘kasabaya gittiğimizde senin teknen yoksa bir tekne ayarlarız yola çıkarız.

Sağ salim bir kasabaya gidelim’ dedi. Stefan rahatlamış görünüyordu. o gece sabah olmak bilmedi Stefan için. Yağmur ve fırtına da azalmıştı. Sam Stefan’la biraz sohbet ettikten sonra ‘biraz uyumalıyız. Kasabaya daha çok yoklumuz var. O yüzden dinlenmeliyiz yağmur da dindi’ dedikten sonra kamara ya geçip derin bir uyuya daldı. Sabahın ışıklarıyla uyanacağını düşünen Sam motor sesiyle uyandı. Stefan tekneyi hareket ettirmiş kasabaya doğru ilerliyordu. Sam güzel bir kahvaltı hazırlayıp Stefan ı çağırdı. Hem sohbet edip hem de kahvaltılarını yaptılar. ‘Sen hiç uyumamışsın’ diye Stefan’a espiri yapan Sam ’kasabaya gittiğimizde tekrar yola koyulacaksın havanın durumunu bilmiyoruz o yüzden dinlenmen gerekiyor’ dedi.  Stefan kahvaltıdan sonra uyumak için kamaraya gitti. Uyuyamıyordu. Sağa döndü sola döndü en sonunda günlerce doğru düzgün uyuyamayan Stefan güzelce uyudu. Uyandığında hava kararmıştı.

Bir şeyler hazırlayıp yedikten sonra Sam teknenin motorunu durdurdu. Sam de Stefan’ da uyudu. Sabahın ışıklarıyla uyanan Stefan tekrar yola koyuldu. Sam yanına geldi ve ’bu şekilde gidersek, fırtına ve yağmur olmazsa akşama kasabada oluruz’ dedi. Akşam olmak üzereydi ki kıyı şeridini gören Stefan büyük bir sevinçle’ kıyı göründü’ diye Sam’e seslendi. Kıyıya yanaştıklarında Stefan teknesini gördü. Limana demirlenmişti. Sam de bu duruma çok sevindi. Limana yanaştıktan sonra hemen kendi teknesine geçen Sam her tarafını kontrol etti. Sam de Stefan’nın yanına geldi. ‘bugün usta çağırıp teknenin tüm kontrollerini yaptıktan sonra yarın yola çıkarsın. Bu sırada sende dinlenirsin’ dedi. Stefan bir gün daha bekleyemeyeceğini düşünse de Sam söylediğinde haklıydı. Ustayı çağırdılar. Stefan eve gidip eşyalarını ve yiyeceklerini hazırladı. Sabah hemen yola koyulacaktı. Uyudu.Sabah kapının sesine uyandı.

Gelen Sam di. Teknenin hazır olduğunu söyledi. Ayrıca üç balıkçı tekneyi limana demirledikten sonra kasabayı terk ettiklerini de söyledi. Sam ile birlikte bir şeyler yedikten sonra teknenin yanına gittiler. Sam Stefan’a detaylı bir şekilde adanın yolunu tarif ettikten sonra dinlenerek ve uykusuz yola devam etmemesi konusunda uyardı. Hava şartlarının da uygun olduğunu öğrenen Stefan teknesine binip Eftelya’nın yanına gitmek için teknesini çalıştırdı. Uzun ve yorucu bir seyehatten sonra denizkızı Eftalya’nın bulunduğu adaya nihayet ulaşmıştı. Bir taşın üzerine oturmuş olan Eftelya Stefan’ı gördüğünde mutlulukla teknesine doğru yüzdü. Stefan da  Eftalya’yı görmüştü. O da teknesini durdurdu ve denize attı kendini. Birbirlerine kavuşan Eftelya ve Stefan büyük bir mutlulukla birbirlerine sarıldılar.  NR.

NERMİN KARLI

Bu habere de bakabilirisiniz

Hayatımın Kelebek Etkisi

Kelebek etkisi genel tanımıyla, bir sistemin başlangıç verilerindeki küçük değişikliklerin büyük ve öngörülmez sonuçlar doğurabilmesidir. …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir