Ana Sayfa / Yazarlarımız / Mine Sueri / Esrarengiz Bir Ada

Esrarengiz Bir Ada

“Hayatının sürekli tekrar ettiğini düşün. Şu an yaptığın şey seni mutlu etmiyorsa bir dahaki sefere tekrarlandığında yine mutlu olmayacaksın. Bunun için eğer mutlu bir hayat geçirmek istiyorsan seni mutlu eden, iyi hissetmeni sağlayan şeyleri yapmalısın.”(Irwin Yalom)

Hayat bize ne yaşatırsa yaşatsın, karşımıza ne kadar kötü insan çıkarsa çıksın, ne kadar canımız acırsa acısın, asla kendimiz olmaktan vazgeçmemeliyiz. Nerede olduğunu, neye benzediğini, iklimini, coğrafyasını hatta nasıl gidildiğini bildiğimiz ama korkudan gidemediğimiz hatta yanına bile yaklaşamadığımız esrarengiz bir adadır, KENDİMİZ.

Kendimizle karşılaşmaktan, kendi gözlerimize bakmaktan neden bu kadar çok korkuyoruz? Korktuğumuz şey hatalarımızı, başarısızlıklarımızı, bencilliklerimizi, günahlarımızı görmek mi? Başkaları, ötekiler, dışlanmışlar yani diğer insanlar gibi olmaktan mı korkuyoruz bu kadar? Kendimizle karşılaşmaktan, kendimizle yüzleşmekten, öz eleştiri yapmaktan… Korkumuzun sebebi; kendimizi hep özel, hep başka, hep ayrı düşündüğümüz ve olmadığımızı görmekten, göreceklerimizden çekinmemiz mi? Hayal kırıklığına uğramaktan mı korkuyoruz? Sıradan olmaktan korkuyor ama farklı olmaya da cesaret edemiyoruz, yapanlara da yerinde olmak istermişçesine imrenerek bazen de hasetle bakıyoruz.

Herkes kendini iyi olarak tanımlasa da hepimizin kötü bir tarafı vardır her zaman. Dile getirmeye korksak da, silip atmak istesek de, kabullenmek istemesek de; kinimiz, öfkemiz, fesatlığımız, hepimizin sevmediğimiz bir tarafımız vardır mutlaka. Kendimizdeki eksik ve kusurlu yönleri kimseler görsün istemeyiz. Hatta kendimiz bile görmek, fark etmek, kabullenmek istemeyiz. Emin olun hepimizde var, kirden rengi atmış çamaşırlar. Hepimizin, otunu çöpünü hiç temizlemediğimiz, yok saydığımız bir arka bahçesi var. Herkes olduğundan farklı gözüküyor. Herkes kirli çamaşırlarını, pis bahçesini, belki eleştirilmekten belki dışlanmaktan belki de kendisiyle yüzleşmekten korktuğu için saklıyor. Çünkü toplum bize, biz olma özgürlüğünü vermiyor. Bir başkasının izinden gittiğinizde, başkası olmaya çalıştığınızda, özbenliğinizi derinlere gömdükçe ve size has özelliklerinizden kaçtıkça, hiçbir zaman kendi izinizi bırakamazsınız.

Hâlbuki her insan bu dünyaya kendisi olmak için gönderilmiştir, benzersizdir. Başkalarını araştırdığımız, izlediğimiz kadar kendi özümüze dönsek kendimizi keşfedeceğiz. Bazen kendimize has olmak korkutur bizi ya da çoğu zaman zor gelir. Kabul görmek, beğenilmek, onaylanmak ya da kendimizi sevdirme isteğimizden dolayı mı kendimiz olamıyoruz? Çünkü yaramazlık yapmazsak seviliriz, çalışkan olursak seviliriz, susarsak seviliriz… Bunu yaşayarak öğrendik. Sanki küçüklükten beri kodlandık. Sevilelim, onaylanalım diye kendimizi unuttuk. Başkası olduk, tekdüze ve standart bir insan modeline dönüştük hepimiz, ne yazık ki dönüşmeye de devam ettik, ediyoruz. Kendi olamayan, kendi isteklerini dile getiremeyen, kendini ifade edemeyen kişiler, korkunç bir toplum haline geldik.

Hayat stüdyosunda hep farklı fotoğraflar çektiriyoruz. Yani ikiyüzlü davranıyoruz. Evet, kimse olduğu gibi fotoğraf çektirme cesaretini gösteremiyor. Hepimiz önceden nasıl biri olacağına karar verilmiş insanlara dönüşmeye çabalayıp, öyle poz veriyoruz. Acaba derinliklerimize işlenmiş bu kodlardan kurtulup, bize zorla giydirilen bu tuhaf insan kostümünü çıkarıp, göreceğimiz fotoğrafta neye benzediğimizi ya da neyle karşılaşacağımızı umursamadan, kendimizi benzersiz ve saf halimizi sevip bundan sonra hayat stüdyosunda öyle pozlar versek ve daha da önemlisi, çocuklarımıza kamera karşısında nasıl durmak istiyorlarsa öyle durmalarını söyleyip uzaktan gülümseyerek, gurur duyarak, doğru olanı yaparak ellerimizle kuracağımız güzel toplumun benzersiz bireylerini izlemek nasıl olurdu?

Bu habere de bakabilirisiniz

Sen de bir ah çekip
nerede o eski bayramlar
diyor musun?

Sevgili okurlarım; Her bayram olduğu gibi bu bayramda da anılar, hatıralar, gelenek ve göreneklerimiz aklımıza …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir