Ana Sayfa / Yazarlarımız / Hülya Özdemir / Şu an yaşım kaç olursa olsun

Şu an yaşım kaç olursa olsun

Bugün, geri kalan ömrümün bir daha hiç olmayacak kadar gençliğindeyim!
En son okuduğum bir araştırma da, İngiltere Kent Üniversitesi’nin 35 yaşından sonra insanların yaşlanmaya ve sıkıcı olmaya başladıklarına ya da çoğunun artık böyle hissettiğine değiniliyor. 35 yaşından sonra fiziksel, zihinsel ve daha birçok yönden performans düşüklüğü yaşandığı kanıtlanmış bir gerçek. Elbette fiziksel olarak yoğun tempodan uzaklaşılmaya çalışılıp daha sakin bir yaşam şekli bu yaşlardan sonra tercih edilmeye, hatta artık şehir hayatından sıkılıp köy hayatına ya da yazlığa yerleşme planları yapılmaya başlanılıyor.
Cahit Sıtkı Tarancı’nın dizelerinde de anlattığı gibi;
Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder.
Dante gibi ortasındayız ömrün.
Delikanlı çağımızdaki cevher,
Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
Gözünün yaşına bakmadan gider…
Ancak bu denli güzel anlatılabilirdi insanoğlunun yitip giden, gittikten sonra pişmanlıklarla andığı üç günlük ahir ömrü.
“Hayatımızın en güzel dönemleri” diye tabir ettiğimiz, geleceğe dair umut dolu gözlerle baktığımız, gerçekleştirmeyi istediğimiz birçok hedeflerimizin, planlarımızın olduğu 18-20 yaşlarımızda değiliz artık. Yılların bu kadar çabuk geçmesi bizleri kaygılandırıyor değil mi?
35 hatta 40 yaş yolun yarısı denir hep, gerçekten öyle mi? Yoksa farkında olmanın, hayattan tat almaya başlamanın yaşı mı?
O yaşa kadar bir telaş, harala gürele çarçabuk geçmiş hayatın, artık bir daha o yaşlara geri dönülemeyeceğini bilmenin yaratmış olduğu farkındalık mı?
Farkında olmanın cinsiyeti yoktur, bu yaşlarda kadın veya erkek aynı düşüncelere sahip olmakla birlikte 35 yaşından sonra hayata bakış açıları değişmeye başlar. Artık olgunlaşmış ve ağırbaşlıdır. Kendini yeterince iyi tanır ve kendinden emindir. Kim olduğunu, ne olduğunu, ne istediğini ve kimden istediğini bilir.
Hakkında veya yaptıkları hakkında kimin ne düşündüğü umurunda değildir. Bu zamana kadar zaten bu tür gereksiz şeylerle kendini yeterince meşgul edip çok zaman kaybetmiştir ve artık o zamanlar, boşa ya da boş şeylere harcanmayacak kadar değerlidir onun için. Yapmak istediği bir şey varsa yapar. İstemediği bir şeyi de ona kimse zorla yaptıramaz.
Kendi kendine yetebilmeyi öğrenmiştir ve hayatında mız mız eden, devamlı söylenen, ne yapacağına karışan birini istemez.
Hayatını sadeleştirmiştir çok yormaz kendini. Hayattan tat almaya, mutlu olmaya, anı yaşamaya çalışır.
Belki de “her yaşın ayrı bir güzelliği olduğuna” inananlardan olduğumdan bu yaşlarda insanın kendini daha iyi tanıyabileceğine ve doğru kararlar verme konusunda kazandığı tecrübeler sayesinde çıkmazlardan kolayca kurtulabileceğine inanmaktayım.
Hayat, sıkıldığınız bir filmi izlemek, akmayan bir kitabı bitirmeye zorlamak, sevmediğiniz bir işi ısrarla yapmak, sevmediğiniz insanlarla vakit geçirmek, kalbinizde yeri olmayan biriyle her şeyi paylaşmak için çok kısa. Hele bir de 35 yaş ve üstüyseniz…
Hayatı efsane bir şiirin dizelerinde kaybolur gibi yaşamanız dileğiyle…

Bu habere de bakabilirisiniz

Rotamı Oraya Çeviriyorum

Bazı filmlerin açılış sahnesinde bir klişe olarak kişinin sabah rutini gösterilir. Sabah alarmla birlikte yataktan …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir