Ana Sayfa / Yazarlarımız / Hülya Özdemir / Rotamı Oraya Çeviriyorum

Rotamı Oraya Çeviriyorum

Bazı filmlerin açılış sahnesinde bir klişe olarak kişinin sabah rutini gösterilir. Sabah alarmla birlikte yataktan kalkma, tuvalete gitme, yüzünü yıkama, dişlerini fırçalama, kahve içerken bir yandan o günkü haberleri okuma, kıyafetlerini giyme, hızlı bir kahvaltı ve evden çıkış…
Hepimiz farklı varyasyonlarıyla her sabah bu süreci yaşıyoruz. Peki, her gün bunu yaparken kaç dakikamızı harcıyoruz? 15 dakika belki de yarım saat. Üstelik sadece günün başlangıcı, ya geri kalanında içinde bulunduğumuz aksiyonlar? Gün içinde birbirinden farklı işlerle uğraşıyoruz, bu aksiyonların içerisinde en geniş yer kaplayan sanırım cep telefonlarımızla geçirdiğimiz zaman. Onsuz yapamaz olduk artık. Toplu taşıma araçlarına bindiğimde etrafımda gördüklerim, arkadaşlarımla buluştuğumda karşımda bana değil telefonuna bakan yüzlerle karşılaşmam, çocukların ellerindeki tabletlerde geçirdikleri zaman… Hepsi beni gelecek konusunda daha da endişelendiriyor.
Hepimiz kabul edelim ki telefonumuzla olan ilişkimiz insanlarla olan ilişkimizden daha yoğun bir hal almış durumda.
Kendimizce, çağın getirdikleri ya da ihtiyaç gibi açıklamalar yapabiliriz ama gayet iyi biliyoruz ki bunların hiçbiri geçerli sebepler değil. Hayatı kolaylaştırması, mesleki anlamda da işleri hızlandırması açısından, doğru kullanıldığında şüphesiz ki cep telefonları çok önemli fakat yine de onları birer uzvumuz haline getirmiş durumdayız. Çağa ayak uydurmak amacıyla ya da gerçekten ihtiyaç dahilinde kullanmanın dışına çıkmıyor muyuz acaba biraz?
Gün içinde bazen iş hayatı bazen de sıkıntılarımızdan dolayı hem mental hem de fiziksel anlamda kendimizi stresli ve yorgun hissediyoruz. Bu stresle ve yorgunlukla başa çıkabilmek içinse sosyal ağlara giriyor kafa dağıtıyorum diye savunma yapıyoruz. Sosyal ağlar ise apayrı bir konu…
Sosyal ağ kavramının oluşumuyla birlikte insanlar duygularını ve düşüncelerini paylaşma konusunda oldukça cesur davranmaya başladılar. Hayatımızı göz önünde yaşamayı ne çok seviyormuşuz meğer. Bizim eksiğimiz en çok ihtiyacımız olan buymuş sanki. Artık kendimizi öyle bir kaptırıyoruz ki etrafımızda olup biten hiç bir şeyden haberimiz olmuyor. Bazen ise karşımıza çıkmaya cesareti olmayan insanların yaptığı anonim yorumlarla şoka uğruyoruz. Çocuklarımız siber zorbalığa maruz kalıyor, kendilerine olan güvenlerini yitiriyorlar ya da kendileri zorbalık yapmanın ne kadar kolay olduğunu fark edip bambaşka çocuklara dönüşüyorlar.

En değerli şeyimiz olan zamanımızı israf ediyor en kötüsü de farkına dahi varmıyoruz.

Nomofobi hakkında bilginiz var mı? Kısaca bahsetmek gerekirse, telefonla ve bilgisayarla uzun süre temas etmemeniz halinde oluşan endişe durumu olarak özetleyebiliriz. Teknoloji çağının hastalığı olarak da yorumlayabileceğimiz bu fobinin tahmin edeceğiniz üzere pek çoğumuzda olması muhtemel. Akıllı telefon kullanımı konusunda yeterli bilince sahip olmadığımız aşikâr. Sağladığı faydalar şüphesiz ki çağımızda oldukça önemli fakat gereği dışında uzun süreler kendisine muhtaçmış gibi davranmamız sorununu bir şekilde aşmamız gerekiyor.

Belki sürekli aynı konu üzerine yazılar yazıyorum. Fakat gözüme çok batıyor da ondan çünkü bu durum beni fazlasıyla rahatsız etmekte. Bu durum değişmediği sürece de aynı konu üzerine yazmaya devam edeceğim. Tehlike geleceğim demiyor, tam da tehlikenin ortasındayız aslında, farkında olanımız, görenimiz o kadar az ki.
Öyle bir zamanda yaşıyoruz ki görmezden geldiğimiz tehlikeye her yeni gün bir adım daha yaklaşıyoruz, telefon, internet ve sosyal medya kullanımlarımız bağımlılığımız gün geçtikçe daha da artıyor. Bunları bazen bizde dâhil oluyor yapıyor, bazen sadece izleyici olarak kalıyor, bazen de gereksiz buluyor ya da ağır eleştirilere maruz bırakıyoruz.
Her gün bu konu üzerine uzmanlar tarafından uyarılar yapılsa da pek dikkate alınmadığı ortada hatta bu yazı da etkili olmayacak içinde bulunduğumuz durumun değişmesine ya da birilerinin bunun farkına varmasına. Ama ben gördüklerimi yazmaz uyarmazsam yazılarımda konu almazsam da kendimi kötü hissedeceğim. Hiç içimde tutamam. Mutlaka söylemem gerek. Kişilik özelliğim bu.
Sosyal medyanın fiziksel, mental ve toplumsal etkileri nerede tartışılıyorsa, rotamı oraya çeviriyorum.
Ve çevirmeye devam edeceğim.

Bu habere de bakabilirisiniz

Başarılar Diliyorum

Bu aralar öğrencilerde sürekli bir gerginliğe tanık oluyorum. Değişen sistem daha stresli bir öğrenci hayatına …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir